On ikinci sınıf öğrencisi olan ve sınava hazırlanan Efe, her şeyden ve herkesten uzak durmaya kararlıdır, bir kişi hariç, Arda. Arda, annesinin en yakın arkadaşının oğluydu ve kesinlikle çok zeki bir çocuktu. Çocuklukları birlikte geçmiş sayılırdı ama Efe her zaman Arda'dan nefret ederdi... Bu seneye kadar. Hani annelerimizin bizi sürekli kıyasladığı insanlar vardır ya, Efe'nin kıyaslandığı kişi de Arda'ydı. Aman Arda çok kibar bir çocuk, Arda'nın notları çok iyi, Arda herkesle iyi anlaşırmış Efe neden yapamıyormuş? Bu liste böyle uzayıp giderdi. Bu sene Arda'ya karşı daha ılımlı olmasının sebebiyse Arda'nın sınava hazırlanması için Efe'ye yardım teklif etmesiydi. Arda, Efe'den bir yaş küçüktü, daha sınava zamanı olmasına rağmen Efe için çalışmalara erkenden başlamıştı. Kabul etmesi gerekirse Arda gerçekten her bakımdan mükemmeldi ama bunu ne kendi annesine ne de Arda'ya itiraf etmezdi. Her ne kadar çok haylaz, kızlar peşinde koşan bir karakter olsa da, sınava çalışması için son yılıydı, kafasını test kitaplarından bir an olsun kaldırırsa doktor olamayacağından o kadar emindi ki. Efe'nin şu ana kadar ki en büyük hayali cerrah olmaktı, eh bunun içinde sıkı çalışma gerekiyordu elbette. Genelde peşinde dolanan kızlara hayır demezdi... Elif dışında. Efe ciddi ciddi bu kızdan çok çekmişti, illallah dedirtecek cinstendi. Elif güzel olmasına güzeldi, cidden vakti olsa Efe onunla kesinlikle çıkardı, ama yoktu işte. Elif yine günlerden birinde Efe'nin dibinde bitmişti, Efe kızı kendinden uzak tutacağını düşündüğü minik bir yalan atmıştı ortaya, tabii ona bu kadar pahalıya patlayacağını asla düşünmemişti. Kim birini başından atmak için eşcinsel olduğunu söylerdi ki? Hele de okulun en güzel kızlarından birini başından savmak mı? Biraz düşününce bunun bariz bir salaklık olduğu ortadaydı.
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"