Günlerin yorgunluğu üstümüze çökmüş; aylardır yaptığımız çalışmaların meyvelerini toplayacağımız âna gelmiştik. Saat, gecenin kaçı hatırlayamıyorum... Karşımda arkadaşım, 'Artık görelim şu proteini!' nidalarını içten içe atarken gözlerimiz tüpün içine dakikada bir kaç damla damlayan bir karışıma bakıyordu. Bir damlasını dahi kaçırmamak gerekiyordu yoksa o âna kadar yapılan tüm deney, heba edilebilirdi. Her şeye rağmen binlerce damlanın içerisinden birinde bizim proteinin bulunduğunu biliyor; sabırla her damlayı tüplere topluyorduk.
Birden arkadaşımla göz göze geldim: 'Ne kadarda garip!' diyordum. Topladığımız onlarca damladan belki üç tanesi bizim aradığımız proteini içeriyor ve biz hiçbir şey gör(e)mediğimiz bu tüplerden alacağımız örneklerle bir sonraki (günler sürecek) deneye başlamayı düşünüyorduk. Peki ama neye güveniyorduk? Gözümüzle göremediğimiz şu küçücük varlıkların orada olduğunu nasıl biliyorduk? Her şeyden önce inanıyorduk. O, orada olmalıydı...
Makro Alemden Mikro Aleme bilim içerisinde seyahat ederken, sadece öğrenmeyecek aynı zamanda düşüneceksiniz... Bilim ve bilgi ancak kalp ile hazmedildikten sonra akıllarda yeşerebilir...
All Rights Reserved