TETİKÇİ

TETİKÇİ

  • WpView
    LECTURAS 1,959
  • WpVote
    Votos 1,174
  • WpPart
    Partes 11
WpMetadataReadContinúa
WpMetadataNoticeÚltima publicación dom, abr 25, 2021
İlnara 4 yaşında iken Mirza ve ortağı Osman tarafından kaçırılıp, Türkiye' ye getirildi. İlk başlarda Türkiye' de, kaçırılan diğer çocuklarla aynı görevi yapıp, zorla dilencilik yaptırılan İlnara'nın farklı bir yeteneği vardı. Bunu fark ettiklerinde ise özel olarak eğitmeye başladılar. Mirza , İlnara'yı tek başına eğitmek istiyordu. İlnara 11 yaşında iken Mirza ve ortağı Osman çok kötü tartıştılar. Mirza İlnara'yı yanına alıp Bolu'ya yerleşti. Onu Osman' a bırakmak istemiyordu. Çünkü İlnara özel bir yetenekti. Ve 16 yaşında onu bir tetikçi yaptı . Aile İlnara için kırmızı çizgidir. Çocuğu olan adamları öldürmez. Mirza' ya çocuğu olan adamları kesinlikle öldürmeyeceğini en başından söylemişti. Eğer aksi olursa devam etmeyeceğini de ... Mirza her öldürdüğü kişi için İlnara'ya para veriyordu. Yüklü miktarda paralar.. Mirza' nın da emrinde çalıştığı biri vardı. Büyük biri. Ona ' efendi' diyorlardı. Lakin ne Mirza ne de İlnara onu tanımıyordu. Sadece telefon üzerinden görüşme yapılırdı. Mirza : Beyefendi' den aldığı ölüm emirlerini İlnara'ya iletir , Soner onu götürür ve İlnara da fişini keserdi. Bu hep böyle olmuştu. Ta ki o güne kadar...
Todos los derechos reservados
#558
söz
WpChevronRight
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • SİYAHIN BEYAZI
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Aile Sırları
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • HER KİMSEN
  • KURTBEY
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Gerçek Ailem~ Eliz

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido