Her uykunuz sevdiğiniz kişiye söylediğiniz bir elveda olsaydı son gününüzü nasıl geçirirdiniz?
Safir Soykan, gözlerini açtığında bilmediği bir evrende buldu kendini. Kendine temiz bir sayfa açabileceğini düşünürken, rüyalarıyla geldiği bu evrene bir yabancıydı.
Bilmediği tek bir şey vardı o da takip edildiği. Devletler, gizli kuruluşlar ve ajanlar; hepsi Safir'in üzerinden para kazanmaya çalışıyor, onu örgütlere teslim etmek istiyorlardı, bunu da gizli yürütmek istiyorlardı.
Dünya'da, medyadan gizli yapmaya çalıştıkları gizli işler, sessizce yürütülebilecek miydi? NASA'nın ve ESA'nın ajanları, Safir'i ele geçirmeyi başarabilecekler miydi? Safir'in Dünya'da çaldığı bedenin bir sahibi var mıydı? Rüyalarında geldiği bu evrende, aşkı bulabilecek miydi? Peki ya bu aşk sonsuz olabilir miydi? Her gün elveda ettiğin birini sevebilir miydi?
Safir, öldürmeye çalışan örgütler peşindeyken, Dünya'da yaşayabilir miydi? Peki ya yalnız mıydı?
Safir bir sürü soruyla boğuşurken, yıldız tozlarının ona ulaştırmaya çalıştığı gerçeğe de adım adım yaklaşıyordu.
En son okuduğum roman berbat olmasına rağmen kötü karakteri Alden, mükemmel bir karakterdi.
Ana kadın karakter Juliet ise biraz klasik olsa da fena değildi.
Ben ise bu ikisini shipliyorum çünkü çok yakışıyorlar.
Bence evlenmelilerdi!
Ama yazarın planlarının bambaşka olacağını nereden bilebilirdim.
Alden'i öldürdü ve Juliet'i ise onu haketmeyen birisiyle evlendirdi.
Benim ise çaresizlikle yaptığım tek bir şey vardı.
Her gün Tanrı'ya, okuduğum romana girmek gibi saçma bir dua ederken bunun gerçekleşeceğini bilmiyordum.
Tanrı imkansız gözüken dualarımı duymaktan bıktığı için beni istediğim evrene gönderdi.
Melek Hanım'ın da yardımıyla okuduğum kitabın evrenindeydim.
Şimdi ise yapmam gereken tek şey Alden'in Juliet'i tavlamasına yardımcı olmak!
Ama bunları planlarken hesaba katmadığım tek bir şey vardı.
O da Alden'in bana aşık olmaya başlamasıydı.