"Kayıp Çocuklara birbirleri dışında hiç kimse yardım edemez," diye mırıldandım. Bütün gözlerin üzerimde olduğunu biliyordum. Bana bakan ela gözleri es geçtim. O gözlerde acılarımdan, yalanlarından başka bir şey görmüyordum.
"Bu gece kimse kimsenin yaralarını kanatmayacak," ela gözlerin içine baktım korkmadan o gece ilk defa, yanındaki sevgilisi ile değil de benimle ilgilenmesi kızılı sinirlendirmişti büyük ihtimalle.
"Bu gece size son bir şarkı söyleyeceğim, kırdığınız kanatlarımı iyileştirip özgürce uçacağım. Bu gece bir Kayıp Çocuk olarak değil, Buğlem Günay'ın kızı Eva Günay olarak sizin karşınızda duracağım." tam babamın gözlerinin içine baktım alayla.
Ben bu hayatın Külkedisiydim ve hiçbir zaman Sindirella'sı olmak için çabalayamamıştım. Beni Sindirella olabileceğime inandıran tek kişiye baktım. Mavi gözlerinde korku dışında gurur da vardı, gülümsedim. Ben bugün ruhuma hak ettiği şekilde bağlandıysam onun sayesindeydi ama unuttuğu bir şey vardı. Ben Külkedisiyken bile Sindirella olmaya dair hayallerim yoktu, bunu bana o katmıştı. Bana çare olmaya çalışmış, korkularımı bitirmek istemişti.
Ve benim korkularım bitmişti, onlarınki ise umurumda değildi. Piyano sesi salonda yankılanırken gece boyunca ilk defa kendimi güvende hissettim. Şarkıya kendimi kaptırırken gözlerimi sonunda mavi gözlerin sahibine çevirdim. Gözlerimden yaşlar art arda süzülürken gülümsedim. Elimi kaldırıp ona uzattım. Herkes şaşkınlıkla bakıyordu bana. Umursamadım.
"Veda etmeden gidilmez çocuk. Bu vedadan sayılmaz çocuk. Bir melek ölürken, böyle sessiz durulmaz çocuk!"
O gece bir Kayıp Çocuk gözlerini kapattı, o gece bir melek öldü, o gece geçmişimden kurtuldum ama geleceğime uçamadım tekrar kırılan kanatlarımla.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang