Rehin Pusula
Hayatında sadeceler ve belkilerle yaşamış 𝑴𝒂𝒚𝒔𝒂 𝑲𝒂𝒓𝒆𝒓, çalıştığı hastanenin bodrumunda tanrının bile unutmuş olduğu
dark room'a mahkûm edilmiş adama yardım ederek, kendi sonunu getirdiğinden habersizdir.Kurtardığı adamın kim olduğunu bilmeden kendini onun hayatının merkezinde bulur.
Ama bazı hikâyelerde kurtarmak, aslında düşüşün ilk adımıdır.
Maysa Karer o gece sadece bir hayat kurtardığını sanmıştı. Oysa zincirin ilk halkasını kendi elleriyle takmıştı bileğine. Altay Demir Karatan... karanlıktan doğmuş, intikamla beslenen bir adamdı. Ve Maysa, farkında olmadan onun en zayıf noktası hâline gelmişti.
Altay özgürlüğüne kavuştuğunda ilk yaptığı şey nefes almak değil, hesap tutmak oldu. Her isim, her ihanet, her kan izi zihninde diriydi. Kenan Soykıran... Bu savaşın başlangıcıydı. Ama asıl kırılma, Maysa'nın hayatına girişiyle gelecekti.
Çünkü bazı borçlar parayla değil, insanla ödenirdi.
Taha Kurtoğlu ise bu oyunun görünmeyen yüzüydü. Maysa'ya olan saplantısı, aklının önüne geçmişti. Onu korumak isterken sahiplenmiş, sevmek isterken zincirlemişti.
Kaçırdığı an, aslında kaybettiği andı.
Ve Altay...
Borç ödemek için geldiğinde, sadece bir hayat kurtarmadı.
Bir kadını aldı, kendi karanlığına ortak etti.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Geçmiş Maysa'ya ait değildi belki...
Ama gelecek, tamamen onun etrafında şekillenecekti.
Bir hastane...
Bir ortaklık...
Ve kanla yazılmış bir anlaşma:
"Ya benimle yaşarsın... ya da benim yüzümden ölürsün."