Sen benimsin ANKA

Sen benimsin ANKA

  • WpView
    Reads 626
  • WpVote
    Votes 221
  • WpPart
    Parts 12
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Feb 1, 2021
Cansu hayatının en önemli kararlarını vermek zorundaydı. Gayretiyle ve hırsıyla hayatının dönüm noktası olacak kararı vermişti. Büyük bir cesaretle dostlarını, evini ve okulunu orada bırakmış ve Istanbul'a taşınmıştı. Zeyneb'in intikamını en iyi şekilde alacak ve onlara tek tek ödetecekti. Kardeşinin intikamını almayı o kadar çok istiyordu ki Cansu, resmen hırs onu besliyordu...Ve bu hırs bir gün patladığında yapacağı şeyler herkesi kavuracak ve eritip bitirecekti... Bunu yaparken yanlız olmayacaktı. Cansu sürekli sosyal medyadan konuştuğu kişi bir anda hayatının merkezini alıcak ve çok çetrefilli şeyler yaşanacaktı. Istanbul'da ki yakın arkadaşı ve Cansu bu işin peşine düşecek ve çok tehlikeli sulara adım atacaklardı. Buna Anka'da dahil olacaktı. Hiç tahmin edemeyeceğimiz maceralar, duygusallıklar ve aşklar yaşanacak... bazı yerde hüngür hüngür ağlayacak bazi yerde ise kalbiniz sevgiye bürünecek... ~Anka -ben onu öyle bir halde gördüm ki baba dayanamadım. Onu kurtar. Onu bana geri getir. Benim sevdiğim kadını bana geri getir baba...
All Rights Reserved
#233
anka
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines