23 Mau Lā

23 Mau Lā

  • WpView
    Reads 245
  • WpVote
    Votes 29
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Aug 27, 2022
İnsanlar; herhangi bir özelliği olmayan, hayvanlardan daha akıllı olmalarıyla övünen garip varlıklar. Ben ise koskoca ateş gezegeninin insandan farksız varlığıyım. Üstelik bu kocaman gezegenin prensesiyim. Buranın yerlileri her yere ateş püskürtürken prenses halime sadık gibi (!) bir şey yapamıyorum. Bunlar yetmezmiş gibi erkek bir ikizim var. Kendisi gezegenimize layık, ateşli biri (!). Ondan nefret ediyorum. Babam ikizime bayılır, bu durum babamdan uzaklaşmama sebep oluyor. Annem ise su gezegeninden gelmiş biri ve buraya kısılmış gibi bir hayat sürüyor. Onun geldiği yeri bilenlerin sayısı az , kesinlikle rahatsız bir hayat biçimi. Benim gibi değilsin, müthiş bir gücün var ve özgürce kullanamıyorsun bile ! Anneme üzülüyorum. Bir de bir arkadaşım var. Annesi gezegenin koruyucu büyücüsü. Ne yaptığı ile ilgilenmiyorum. Bizi koruyor işte. Ancak kızı büyü yapamıyor, yani henüz yapamıyor. Birbirimize çok benziyoruz. O da, ben de beceriksiz evlatlarız. Hayatım vasat ve ben bu durumu değiştirebilecek bir şey öğrendim. Her bir gezegenin koruyucu taşı vardır. Sunstone diğer adıyla güneş taşı. Bu taş enerjisini güneşten alıyor. Onu nasıl ele geçirebileceğimi öğrendim. Eğer ona ulaşırsam, işte o zaman korkun benden!! Edit: Kapakta spoiler var...
All Rights Reserved
#1
pegasus
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines