İflah Olmaz Deliler

İflah Olmaz Deliler

  • WpView
    Reads 1,080
  • WpVote
    Votes 215
  • WpPart
    Parts 17
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, May 21, 2021
Her şey onu o sokakta görmem ile başlamıştı. Her haliyle dikkat çeken onu. Tek başına yanmayı seçmiş elinden geldiğince insanları kendinden uzaklaştırmayı seçmişti bunu başarmıştı da. Peki ya ben. Ben neden uzaklaşamıyorum? Başıma gelen her şeyin sorumlusu bendim. Yapacak bir şeyim yoktu. Son kadehide dikledim. Artık başım ağrımıyordu. Kendimi kuş gibi hafif hissettim. Sadece gülerek etrafıma bakıyordum. Uzun zaman sonra mutluydum. Sanırım sarhoş oldum. Onu gördüm barın girişinde galiba fazla sarhoş oldum. Halüsinasyon görüyordum. Beni gördüğümde kaşları çatıldı. Hemen gülerek el salladım. Bedenim benden habersiz davranıyordu. Yanıma geldiğinde kolumdan tuttu. Artık fazla yorgundum ve uykum vardı. Kulağına yaklaşıp. "Rüyalarla yaşıyorum ben aşkını Ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum Elinden geliyorsa Azıcık sevsene beni."dedim Gözlerimi kapatmadan önce duyduğum sesiyle gülümsedim "Severim."
All Rights Reserved
#906
küfür
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Gözler Aynı Sen
  • RUH-U REVAN
  • ASENA
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines