GECE VADİSİ

GECE VADİSİ

  • WpView
    Reads 250
  • WpVote
    Votes 24
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Mar 1, 2024
Gecenin kralı ay, güneşi kendine hayran bırakırken ay herşeyden habersiz zifiri karanlığa nur kadar parlak gölgesini etrafa yansıtıyordu. İnsanlar güneşin yokluğunda hiçbir şey yapamazken, güneş aşkından geceyi kendisine bağlamak istiyordu. Yüce Tanrı Zeus bunu red ederken güneş kavucuru sarı ışığının günden güne söndüğünü hissediyordu.. aydınlığın kraliçesi güneş Zeustan habersiz yaptığı bu olay yıllarca sürgün edilmesine bile engel değildi. O sadece karşılıksız sevdiği ay gibi, ışığını söndürüp onunla yan yana olmak istiyordu. Günden güne istediğine yaklaşırken artık eskisi kadar kavurucu ve parlak değildi. Güneş'in ışıkları tamamen sönerken, karşısında birden beliren ay ile göz göze geldi ve bir anda yıldırım gibi patlamasıyla bütün parçaları etrafa saçıldı. Güneş'in ay'a olan aşkı her yerde dilden dile dolandı yıllarca. Ay hayatına devam ederken imkansız aşık Güneş, ölümlü olmaya sürgün edildi.
All Rights Reserved
#88
kraliçe
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Kanlı Lordun Gelini

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines