"-Senin yüzünden! Nefes şimdi burda canıyla cebelleşiyor senin yüzünden! Sana lanet olsun kadın! Karşımıza çıkmasaydın Nefes şu an burda olmayacaktı! Allah belanı versin!"
Söylediği cümlelerin ağırlığı altında eziliyordum ben. Ağzından çıkan her sözcük zehirli ok misali batıyordu kalbime. Kaldıramıyordum artık bunca acıyı kaldıramıyordum. Gücüm tükeniyordu. Bacaklarım titreyip gözlerim yeniden karardığında gördüğüm son yüz bana nefretle bakan Ruhinin yüzüydü.
Bilincimi kayıp etmeden önce "Karım ölürse bir an bile düşünmem seni ellerimle boğup öldürüm demişti." Bilmiyordu bir insan iki kere ölemezdi. Ben ruhu bedeninin terk etmiş bir ölüydüm.
Hayatım lanetlenmiş bir ruhun hikayesi gibiydi. Durmadan kanayan dikiş tutmayan yaranın verdiği acı gibiydi. Öldürmüyordu ama yaşatmıyordu da. Bu gece yaşadıklarım silinmeyen bir iz olarak kalmıştı beynimde, üzerimdeki kan kırmızısı elbiseyse benim en büyük lanetim olmuştu. Bu gece ben Kırmızının Laneti olmuştum.