MARİSPATRİA

MARİSPATRİA

  • WpView
    Reads 66
  • WpVote
    Votes 12
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jan 17, 2021
Sene ne ara 2512 olmuştu. Altı yıl aradan sonra ilk defa kendi memleketim olan Türkiye'ye geri dönmüştüm, dostlarıma anlatacak bir çok şeyim vardı. Keşke yaptığım seyahati sevgili dostlarım ile beraber yapabilseydim ama hayat şartları buna izin vermedi. Altı yıl içerisinde yaşadıklarımı arkadaşlarıma anlatmak için sabırsızlanıyordum ama ilk önce şöyle bir nefes almam ve dinlenmem gerekiyordu. Yılların verdiği bir yorgunluk ile beraber Türkiye'ye dönüş yolu da beni bir hayli yormuştu. Yaptığım seyahatte yaşadıklarım her ne kadar eşsiz ve güzel olsa da memleketimi, İstanbul'un sokaklarında yürümeyi ve dostlarımı da o kadar çok özlemişim ki... Ben otuz üç yaşındayım, gezip görmeyi, eğlenmeyi ve aynı zamanda öğrenmeyi çok seven bir kadınım benim adım MERRY.
All Rights Reserved
#228
roman
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Aile Sırları
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  • HER KİMSEN
  • ISSIZ ADA (+18)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines