غلاف قصة Cesaret بقلم SelinKuvvetli
Cesaret
  • WpView
    مقروء 50
  • WpVote
    صوت 8
  • WpPart
    فصول 2
  • WpView
    مقروء 50
  • WpVote
    صوت 8
  • WpPart
    فصول 2
مستمرّة، تم نشرها في ينا ٢٣, ٢٠٢١
Genç adamın gözleri buğulu mavi gözlerle çarpıştığında kendi acısından çok onun acısını hissederek acı duygusunun perde arkasından çıkmasını izledi. Kız fark etmese de adam kızın acısını hissetmişti ve bunu hissetmek onun da araftaki ruhunu harekete geçirmişti. 

Tek fark, Kandemir'in ruhu çığlık atmazken Elsa'nın ruhu hala çığlık çığlığa kulağının dibindeydi. 

Genç adam ondan beklenilmeyecek bir şekilde Elsa'ya tek elini uzattı. Ne kadar tanımasa ve uygun bulmasa da bu kız onlarla beraber yaşamaya başlamıştı ve Kandemir'in de bu kızı tanımaya başlaması gerekiyordu. 

Elsa ona uzatılan ele şaşırsa da tepki vermedi. Sessizce o da elini uzatıp ona uzatılan eli sıkarak karşılık verdi. 

''Elsa Fiza,'' dedi elsa kısaca soy adını söyleme gereği duymadan. Zaten Su kısaca tanıtmıştı Elsa'yı Kandemir'e. 

''Fiza..'' diye mırıldandı genç adam kızın duyamayacağı bir sesle. Elsa isminden çok fiza ismi kulağına yatkın gelmişti ve kendine çekmişti. Acı, sızı, ağlayış  diye geçirdi içinden. Fiza isminin anlamıydı bunlar. 

''Kandemir.'' dedi genç adam ona mavi gözleriyle bakan kıza. Sonra duraksayarak devam etti. ''Kandemir Rahe Iraz.'' 

Tam şuan hayatın dönüm noktası diye fısıldadı melekler,

Tam o an iki ruhun yakacağı ateşe bir odun daha atıldı. 

Ve cennette bir ateş, asla sönmeyecek gibi yanmaya başladı.
جميع الحقوق محفوظة
قم بالتسجيل كي تُضيف Cesaret إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
#64eski
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
AZE بقلم kelebekleroldu1
42 فصل مستمرّة
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.