~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Mete Han, babası Teoman'ı tahttan indirip yerine geçtiğinde, aklında tek bir şey vardı: Çin'i diz çöktürmek.
Kendine, sadakati tartışılmaz, ölümden korkmayan bir ordu kurdu. Ama bu sıradan bir ordu değildi... Sayıları yüzü bile bulmayan bir bölük; ancak adları yüzyıllar boyunca korkuyla anıldı: Kartal Savaşçıları.
Bu savaşçılarla birlikte, bir zamanlar Çinlilerin "şımarık çocuk" olarak gördüğü Türkler, artık Çin'in - özellikle de Gaozu'nun - en büyük kâbusu olmuştu.
Başbuğ Mete Han'ın yetiştirdiği bu askerler öylesine çevik, hızlı ve güçlüydü ki, insan olduklarına inanmak zordu.
Çinlilerin bilmediği şeyse şuydu:
Onların bazıları zaten insan değildi.
Mete Han bu sırrı ölümüne kadar sakladı. Onlara sadece savaşçılık değil, birer liderlik makamı da verdi:
Bozkurtlar.
Orta Asya'nın ıssız topraklarında, bir zamanlar başka bir çağın yaşayan son yaratığı dünyanın unuttuğu bir soyun son temsilcisi: bir Ulukurt. Nesli çoktan tükenmiş sanılan bu kadim ırktan geriye kalan tek erkek... Gece karanlığında, dişi bir bozkurt onunla karşılaştı. Kanlı ayın altında, iki farklı soyun kanı birleşti - dişi kurdun sütü, erkek Ulukurt'un kanıyla karıştı. İşte o gece, iki soy tek bir soya dönüştü.
Dönüşümlerini Tanrı Dağları'nda tamamladılar. Orayı yurt edindiler. Yıllar geçse de çocukları, dönüşüm için yine oraya döndü. Ve her biri, farklı ırklara liderlik edecek kudrette varisler olarak yetişti.
Onlar "Kanlı Ayın Çocukları"... Onlar Bozkurtlar...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
All Rights Reserved