PARILTI MAHALLESİ

PARILTI MAHALLESİ

  • WpView
    Reads 262
  • WpVote
    Votes 19
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Dec 19, 2021
EMİRDEN: Bir gün daha bitmişti. Saat gece24:00' dı. Hava çok sıcaktı, balkona çıktım. Mahalleyi izlerken Deniz'in evinden çıktığını gördüm. Sallana sallana yürüyordu hemen yanına koştum. "Deniz" diye seslendim cevap vermedi. Bir daha "Deniz" diye seslendim yine cevap vermedi. Evine götürmek için kolundan tuttum aniden elimi ısırdı "Aaaaah"diye bağırdım. Tam kaçacakken belinden tuttum aniden bana dönerek elmacık kemiğime yumruk attı. Canımın acısını umursamadan Denizi kucağıma aldım ve evine götürdüm. DENİZDEN: Sofrayı kaldırdıktan sonra ceketimi giyerek kapıyı açtım aynı anda karşımdaki evin kapısı da açıldı. Emir abinin yanağında ki hafif morarığın ne olduğunu sorduğumda alaycı bir gülüş atıp ellerindeki derin ısırık izlerini gösterdi. Sonrada "bunlar sana tanıdık geliyor mu?" diye sordu. Aniden zihnimde dün gece olanlar canlandı. Dolmuş gözlerimle, suçlu ve mahçup bir şekilde Emir abiye baktım... gizemli_gulll
All Rights Reserved
#6
yeniaşklar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Gözler Aynı Sen
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines