Aya Ve Bulutlara

Aya Ve Bulutlara

  • WpView
    Reads 4
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Feb 19, 2021
Gözlerinin içine doğru bakıyor ona yalvarıyorlardı "lütfen..lütfen.." Amaçları onları öldürmesinden vazgeçirmek değil acı çekmeden bu dünyadan tüymekti. Kız onların ne istediğini anlamışçasına yamuk bir gülümseme koydu suratına ve" tamam" dedi. Ellerini bir birine sürte sürte ona yalvaran insan bir anlığına sustu anlamamışlardı, yoksa acısız ölmelerine izin mi verecekti bu esmer, uzun boylu ve sert bakışlı kız.? Ah tabikide hayır kızın gülümsemesi daha da arttı ve kıkırdamaya dönüştü en sonunda susuabildiğinde başını onlara çevirdi ve ruhlarını Buluta hapsetti... Kız sözünü tutmuş onları acısız yollamıştı ama ruhları kaçabilecek kadar şanslı değildi, acı dolu çığlıkları Buluttan geliyordu ah şu malum Bulut sevgili Ay'ı ile ne güzel duruyordu..
All Rights Reserved
#400
yaşam
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines