Aysar
  • WpView
    Reads 316
  • WpVote
    Votes 122
  • WpPart
    Parts 9
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, May 25, 2021
Konuşmamı bitirmiş sessizce tekrar ağlamaya başlamıştım. O sırada omzuma dokunmuş kafamı kaldırdığım gibi bana tekrar küçük kolları ile sarılmıştı. İkimizde ağlıyorduk bu yaşıma kadar hep yalnız ağlamıştım ama artık benimle ağlayan benimle gülen bir arkadaşım vardı. Ayrıldığımız da konuşmaya başlamıştı. -Dolunay bundan sonra hiç bir zaman yalnız yaşamamak için benim için küçük kardeş olmaya ne dersin? O gün anlamıştım bütün insanlar aynı değildi bazı insanlara güvenebilirdim. +Bana hiç yalnız hissettirmeyeceğine söz verebilir misin Lara? Dediğimde ağlamaktan kızarmış gözlerimiz ile birbirimize bakarken ikimizde de buruk bir gülümseme vardı. Hızlıca kafasını sallayıp bana sarılmıştı ama bu farklıydı. Çünkü şu anda düşüyorduk. Üstüme atladığında arkaya doğru düşmüş düşerken ikimizde çığlık atmıştık. Biz böyle dururken içeri Batu girmiş ve bize şaşkın ama bir o kadar komik bir yüz ifadesiyle bakmaya başlamıştı. Sanırım açıklama yapmamız gereken bir Batu vardı.
All Rights Reserved
#48
gençkızedebiyat
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • ASENA
  • Gözler Aynı Sen
  • NEVBAHAR
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN
  • Hocamsın /+18
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines