Story cover for Emanet Kalp by rosesmare
Emanet Kalp
  • WpView
    Reads 2,364
  • WpVote
    Votes 212
  • WpPart
    Parts 32
  • WpView
    Reads 2,364
  • WpVote
    Votes 212
  • WpPart
    Parts 32
Ongoing, First published Apr 13, 2021
7 new parts
"Bazı emanetler saklanmak için değil, sevilmek içindir."
Ela için dünya, abisi Kerem ve onun gölgesi gibi yanından ayırmadığı çocukluk arkadaşı Semih'ten ibarettir. Semih; Ela'nın dizleri kanadığında yarasına üfleyen, ilk gençlik sancılarını uzaktan izleyen ve kalbinin tek sahibi olan o adam... Ama bir sorun vardır: Semih için Ela, dokunulmazlığı olan bir "küçük kardeş"ten fazlası değildir. Ya da Ela öyle sanıyordur.
All Rights Reserved
Sign up to add Emanet Kalp to your library and receive updates
or
#3nefret
Content Guidelines
You may also like
BÜLBÜL by papatyakorusu
24 parts Ongoing
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."
ÇOK SEVMEK YASAKLANMALI | Mahalle Hikâyesi by senemeevren
29 parts Ongoing
"Bir adam ile yara bandının hikâyesini hiç duydun mu?" diye sordum meraksız bir tonda. Çünkü anlatmak istediğim sıradan bir hikâye değildi, kendi yazdığım bir hikâyeydi. Yüzüne bakmadığım için ne tepki verdiğini görememiştim ama onu tanıdığım kadarıyla -bu da çok uzun bir zaman dilimine tekabül ediyordu- şu anda hafif çatık kaşlarıyla bana bakıyor olmalıydı. "Hayır," dediğinde sesinde bariz bir sorgu vardı. Onunla konuşmaktan kaçındığımı çok iyi bildiğinden onunla sözlü iletişime geçmiş olmama oldukça şaşırmıştı. "Bir gün bir adamın kolunda ufak bir yara açılmış." diye başladım çatallı sesimle konuşmaya. "Çok ufak bir yaramış ama, öyle hastaneye gitmesine gerek yokmuş. Küçük bir sıyrıkmış sadece." Kalbim acıyordu. Keşke bu şekilde gelmesiydi bana. Böyle gelmeseydi. Hafifçe yutkundum. "Bir yakınından yara bandı istemiş. Kapatmış yarasını o yara bandıyla. Kısa bir süre birlikte yaşamışlar mecburen. Birkaç gün içinde iyileşmiş adam ve kolundaki yara bandını bir an bile düşünmeden atmış çöpe. İhtiyacı olduğunda hemen sarıldığı yara bandından iyileştiğinde hemen kurtulmuş." Sustum, çünkü devamını getirmek zordu. Ona hayır demek çok zordu. Hafif ıslanmış gözlerimi tekrardan gözlerine çevirdiğimde onun hâlihazırda bana bakan gözleriyle karşılaştım. Gözlerinin içine bakarak devam ettim. "Olan da yara bandına olmuş. Temiz, tertemiz yaşamı bir çöpte sonlanmış. Çok zaman geçmiş, en sonunda biri bulup temizlemiş." Keyifsizce tebessüm ettim bir anlığına dolu dolu gözlerimle. Gözlerimdeki bakışları dudaklarıma düştü. "Eskisinden daha iyi, daha temiz görünüyormuş artık. Ama..." Gözlerimiz birleşti. "İçi paramparçaymış." "Dilara..." Bu gece ikinci kez kestim sözünü. "Ben yara bandının yaşadıklarını yaşamak istemiyorum."
AZE by kelebekleroldu1
40 parts Ongoing
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
You may also like
Slide 1 of 20
Birini sevmekle ilgili  cover
ASENA cover
ARDELANOĞLU cover
BÜLBÜL cover
TESADÜF DEĞİL TEVAFUK  cover
Lavanta✔️ cover
Beşik Kertmesi cover
Bir Nefes icin cover
VİSAL cover
Mecruh cover
HIRÇIN DALGA cover
Zeytin Dalı cover
Berdel (+18) cover
SON YOL MAHALLESİ  cover
AĞA BEY (TAMAMLANDI) cover
Gülzar / Mahalle Kurgusu cover
HINÇ MEHAN cover
ÇOK SEVMEK YASAKLANMALI | Mahalle Hikâyesi cover
AZE cover
BALLICA MAHALLESİ cover

Birini sevmekle ilgili

12 parts Ongoing

" Bırak annenin saçını canını yakıyorsun" dedi Davut gülümseyerek saçlarımı Nurdan kurtarırken Ama ben dediği sözde takılı kalmıştım. Annen mi demişti o? Evet ben hep Nur Senayı kızım olarak görmüştüm ama onun beni annesi olarak görmesi... çok farklıydı. Neden böyle demişti ki? 2 aydır bu evdeydim ve hiç bunun konusu geçmemişti Davut bey başını kaldırıp benim şaşkın ve meraklı ifademi görünce gülümsedi. " Madem o senin kızın sen de onun annesisin Haziran. 2 aydır ona gözün gibi bakıyorsun. Kızım sözü birgün bile düşmedi dilinden. Geceleri bile bazen beşiğinin yanında onu izlerken uyuya kalıyorsun. Bu seni anne yapmaz mı? Kendi annesinden fazlan bile var Haziran. Kendi annesi onun canına kıymaya çalışırken sen onun biraz gözü dolsa ondan önce ağlıyorsun. Anne için doğurmak gerekmez. Sevmek, korumak gerekir. Hepsini de fazlasıyla Nur Senaya veriyorsun. Bırak sana desin anne. Bunun için ne onu doğurmana ne de babasının eşi olmana gerek yok." Gözlerimdeki yaşlar akmaya başlamıştı. Nur Senaya baktım. Güzel yüzüne tatlı, ifadesine, parlayan gözlerine. Benim kızım... Haziran & Davut