Sırlarla dolu bir geçmiş, o sırları çözmeye çalışacak olan bir kız. Çözdüğünüzü sandığınız her bir sır sizi başka bir sırrı çözmeye yönlendirecek. Öykü bu çıkmazda yolunu bulmaya çalışırken ona yardım edecek misiniz? Geçmişi ve geleceği tüm ayrıntıları ile her bir karakterin ağzından dinleyeceğiniz tek kitap.
ALINTI:
Annem her gece eve çok geç gelirdi hatta bazı geceler hiç gelmezdi. Küçükken sorduğumda bana o yaşımın verdiği hayal gücü sayesinde inanmamı sağlayacak şeyler söylerdi.
''Bulutları gökyüzüne dağıttım, gökyüzüne yıldızları yerleştirdim, Ay ve Güneş'i bir kez daha barıştırdım.''
Hep aynı şeylerdi. Ona bir kahraman gibi bakardım bunları söylediğinde. O yaşımda duyduğum en güzel iyiliklerdi. Bulutlar, yıldızlar, ay ve güneş...
''Sıra,'' derdi bir kez öpüp. ''Benim yıldızıma geldi. Onu da yerine yerleştirme vakti.'' Koşarak yatağıma geçer onu beklerdim. Eve gelir gelmez geldiği yer benim yanımdı. Babamın yanına bile uğramazdı.
''Günlerden bir gün bir oğlan bir kıza aşık olmuş. Oğlanın adı Yeryüzü, kızın adı Gökyüzü'ymüş. Kızın bir de kız kardeşi varmış. Adı Su'ymuş. Ablası Gökyüzü, Yeryüzü'nü tanımadan önce hep Su ile ilgilenirmiş. Ama onu tanıdıktan sonra her şey değişmiş. Su bir gün ablasını takip etmiş. O da görünmezlik iksiri içerek gözden kaybolmuş. Su o gün Yeryüzü'ne ve Gökyüzü'ne ihanet etmiş. Evrendeki ilk ihanet buymuş.''
Bu masal kardeşin ablasına ihanetiydi. Bu masal gerçekti. Hayatımda ilk defa bir masalın gerçek olduğunu görüyordum. Ama bu masalda kim olduğumu bilmiyordum.
Genç adam havadaki boşluğa sessizce mırıldandı, ''Onunla aynı masalı dinleyerek uyuduk. Şimdi o masalı gerçekleştirme vakti.''
YAYIM TARİHİ 15 MAYIS 2021'DİR. ÇIKMAZ 2 KİTAPTAN OLUŞAN BİR SERİDİR. HEPSİ BU KİTAP ALTINDA TOPLANACAKTIR.
"Soyun!"
"Ne?"
Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster."
Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı.
"Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum.
Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı.
"Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı.
İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum.
Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı.
"Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu.
Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk.
"Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz."
Burada neler olduğunu anlamıyorum.
Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim."
Burada gözlük takan sadece bendim.