Bir Avuç Kâbus

Bir Avuç Kâbus

  • WpView
    Reads 505
  • WpVote
    Votes 62
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jun 27, 2021
Okulun ilk gününde yaşadığımız olaylar hayatımızın ilk adımlarını yaşamamıza neden olmuştu. Belki rüyalarımızda göremiceğimiz maceraya sürüklenirken kalbimizde açılan çiçekler ruhumuzu tazeliyordu. Kendimize inancımız her zaman tamdı ama umudumuzun arada kayboluşu uçuruma sürüklüyordu hepimizi. Korkularımız var diye kaçtığımız olaylarla yüzleşmiştik. Vaz geçtik mi? Asla. Korktuk mu? Belki Ama asla vaz geçmedik. Aynı günde kaderi birbirine bağlanmış 4 kişinin farklı hayatlardan aldığı cesaret dolu serüvendi bunlar. Ne kadar gücümüz olursa olsun yaşadığımız gezegene karşılık güçsüz olsakta tek bi amacımız vardı hayatta kalmak. Herkes hayatını kaybediyordu. Ruhları yukarda buluşuyordu belki de. Ölüler ve dirler arasındaki tek fark nefes alması mı? Yada nefes alıcak gücü olmayışı mı? Acaba kendi ruhunun gitmesi mi acı verir kendi ruhundan çok sevdiğin insanın ruhunun terk edişi mi? Ölsek bile gelir miydik acaba yan yana yada sever miydik tekrar birbirinizi? Bunlar bilinmez ama biz kendimizi sevmiştik. Hayatta kalmak için birbirimizin kalbini sevmiştik. Bi katille aynı okuldaydık. Belki aynı havayı soluyorduk, beraber oluyorduk, yüz yüze geliyorduk ama fark etmiyorduk. Ne fark eder ki? Belki de yeni av içimizden biriydi.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • KORKUT / bxb
  • Mafyaymısmıs
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • Sirayet|Texting
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • ALİN | Gerçek Aile

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines