Ölmenin yaşamaktan daha gerçek olması mi yoksa yaşamak sıfatını alıp ölü gibi olmak mı zor? Loran Kadıoğlu : Mutluluk yasak değil , mutluluğu kendine yasak eden sensin Ezman Agir Kılıçhan: Adalet istedim lakin o terazi hiç eşit değildi. Çekil," dedi Loran; sesi bir fısıltıdan çok, bir can çekişmeydi. Ezman burukça güldü, gözlerinde Diyarbakır'ın en karanlık sokağının hüznü vardı. "Yarın gidiyorsun," dedi; sesi kendi içinde bir idam hükmüydü. "Gidiyorum." "Kal dersem... Kalır mısın?" "Kalmam." "Her şeyi unutup yeniden başlasak? Kendi hikayemizin satırlarını bu kez biz yazsak?" Loran'ın gözlerinden süzülen bir damla yaş, o geçilmez boşluğa düştü. Sesi, sanki yüzyıllar öncesinden gelen bir yazgıyı fısıldıyordu: "Bizim hikayemiz... Başlamadan bitmeye mahkûm olanlardan. Biz, yazılmamış sayfaların mürekkebinde boğulduk Ezman. Bu duvarlar yıkılsa da, biz birbirimize ulaşıp bir cümle kuramayız artık." Ezman sustu. Şehrin tüm gizemi o sessizliğe gömüldü. Loran, ruhunun ağırlığıyla sırtını duvara daha da bastırdı; sessiz gözyaşları duvarın soğukluğuna karışırken, aralarındaki o dokunulmayan mesafe, dünyanın en uzak diyarı oldu. Yazar: soriyy_ E.Ö Kapak kendi tasarımdır Konu içeriği çalıntı gibi bir durumda yasal işlem Başlatılacak Kitabın eski adı LORAN ZÊMAR Wattpad platformunda adını alan tek kitaptır
More details