Story cover for Elementler Okulu by KarantinaNisa1042
Elementler Okulu
  • WpView
    Membaca 235
  • WpVote
    Vote 25
  • WpPart
    Bab 3
  • WpView
    Membaca 235
  • WpVote
    Vote 25
  • WpPart
    Bab 3
Bersambung, Awal publikasi Mei 19, 2021
Özel güçlerin olduğu bir okul. Herkes farklı elementlere sahip ateş hava su hayvanlarla konuşabilme ve toprak.
Bu güçleri kullanmayı öğrenen liseliler.
Bitmez bilmeyen olaylar, sakarlıklar ve hayeller.
Güçlerini keşfetmeye çalışan genç bir kız olan Melis.
Güçlerini kullanmayı öğrenip rahat bir şekilde meslek sahibi olacağını sanıyordu.
Ama hayat önüne türlü engeller çıkardı..
Ateş kayalar ilk günden melise engel oluyordu.
Ama ikiside bilmiyordu ki ileride ayrılamaz ikili olucaklardı. Ama hayat onları rahat bırakmadı.
Melis kehanet kızı büyük bir savaşın içine düşmüştü.

" Ateş suya aşık olmuştu ama bilmiyordu ki aşkı onu güçsüz kılacaktı... "
 
Bu savaşta bizimle misiniz ?
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
Daftar untuk menambahkan Elementler Okulu ke perpustakaan kamu dan menerima pembaruan
atau
#84sihirli
Panduan Muatan
anda mungkin juga menyukai
SİYAHIN BEYAZI  oleh Mira_06_31
9 bab Bersambung
Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.
anda mungkin juga menyukai
Slide 1 of 10
SİYAHIN BEYAZI  cover
KURTBEY cover
ISSIZ ADA (+18) cover
LARA'M (+21) cover
 ABİLERİM Mİ? cover
HER KİMSEN cover
DELİ YÜZBAŞI (+21) cover
Kurbanlık Öküz cover
Gerçek Ailem~ Eliz cover
Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM  cover

SİYAHIN BEYAZI

9 bab Bersambung

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.