EYLÜL ŞAVKI

EYLÜL ŞAVKI

  • WpView
    Reads 30,508
  • WpVote
    Votes 345
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Feb 26, 2026
WpInfo
Fiction
Romance
Bazı insanlar yalnızca girdikleri odayı değil, kalpleri de aydınlatır. Eylül Erdem, neşesiyle, içtenliğiyle ve o kendine özgü enerjisiyle etrafındakilere ışık katan genç bir kadındır. Hayatının ritmi basittir: sabah kahvesi, çizimleri ve bahçesindeki erik ağacı... Ta ki bir sabah, sokağa bir Land Rover Defender girip de içinden Yiğit Kayabey indiği ana kadar. Yiğit, sessizliğe alışmış, kendi karanlığında kaybolmuş bir adamdır. Eylül ise ışığın ta kendisi. Onun varlığı, Yiğit'in unuttuğu sıcaklığı yeniden hatırlatır; evine, kalbine ve yaşamına renk katar. Yanlış anlaşılmalar, küçük tesadüfler ve yavaş yavaş doğan bir yakınlık... Her ikisi de birbirine bir şey öğretir: Eylül, gölgesiyle barışmayı; Yiğit ise ışığın kıymetini. Çünkü bazen insan sevdiğine ismiyle değil, "ışığım" diyerek sevgisini tek bir kelimeye sığdırabilirdi... EYLÜL ŞAVKI, hayatın tatlı-ekşi anlarını, iyileşmeyi ve aşkın en saf ve şapşik hâlini anlatan sıcak bir hikayedir. 🍂 EYLÜL ŞAVKI, bir gülümsemenin nelere dokunabileceğini, bir ışığın ne kadarını paylaşabileceğini anlatan, içten, duygusal ve sıcacık bir hikâye...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Mafyaymısmıs
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • ALİN | Gerçek Aile
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Sirayet|Texting
  • KORKUT / bxb

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines