Miaro Heisengell

Miaro Heisengell

  • WpView
    Reads 175
  • WpVote
    Votes 86
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Mar 17, 2022
Hikayemizin ana karakteri Miaro Heisengell, ortaçağın görkemli sarayları, konakları ve kraliyetleri arasında en büyüğü olan "Armado" krallığına gelir. Amacı, çocukken sadece annesiyle yaşadığı evde annesinin hayata son tutunuşları sırasınsa aklına gelen "ailemizi bir araya getirmek" planını uygulamaya çalışmasıdır. Ölmeden önce ailenin bir araya gelmesini çok istiyor. Babanın durumu belli değil ama çok uzaklara gitmişti. Bir daha da dönmedi. Miaro'nun abisi de babası gibi uzun zamandır ortalıkta yoktu. Miaro'nun amacı Armado krallığının askeri birimine bağlı olarak hem kraliyetin dışına çıkabilecek sayılı mevkilerdeki insanlardan olabilmek hem de bu prestijli insanlardan olduğu için abisi ile babasını kraliyet dışında daha da rahat bir şekilde arayabilmek. Krallığın askeri birliğe "Syromol" denilen yaratıkların olur olmaz zamanlarda kraliyete saldırmasını ve Her insanın içinde büyü aurası vardır. Askerler bunu savaş için en iyi şekilde kullanan kişilerdir. Miaro, büyü gücünü ve asker olma özelliğini kraliyet dışındaki ailesine kavuşmak ve bunu gerçekleştirirken karşısına çıkan engelleri yok etmek için kullanacaktır. Miaro babasını ve abisini bulabilecek mi? Daha da büyük soru Miaro'nun ailesi neden bu şekilde dağıldı ve hiçbir zaman bir araya gelmedi?
All Rights Reserved
#170
ortaçağ
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines