We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
Bana Sabır Lazım

Bana Sabır Lazım

  • WpView
    Reads 7,210
  • WpVote
    Votes 444
  • WpPart
    Parts 30
WpMetadataReadComplete Mon, Sep 4, 2023
WpInfo
Fiction
Romance
Eylül Altın 15 yaşındayken bir mazoşist olan Selim Kanlı ile tanışır. Bir süre sonra sevgili olurlar ve Selim kendine zarar vermeyi azaltır. Hayatları mükemmel bir şekilde devam eder. Ta ki o güne kadar. Bir gün beraber bir trafik kazası geçirirler ve Eylül komaya girer. Selim ise ağır yaralanır. Selim sevgilisinin komaya girdiğini öğrendiğinde çıldırır ve kendine zarar vermeye tekrardan başlar. Annesi ile babası oğullarıyla baş edemeyip akıl hastanesine yatırırlar. 2 yıl sonra Eylül uyandığında artık her şey farklıydı. Çoğu şey değişmişti ve yüzleşmesi gereken acı gerçekler vardı. Bir yandan hasta sevgilisiyle ilgilenen, bir yandan da bu gerçeklerle baş etmeye çalışan Eylül bunların üstesinden gelebilmek için çabalar ancak istemeden kendini karanlık bir gizemin içinde bulur. *** Kalbime zehirli bir ok girdi. Canımı yaktı. Sonra acı kendi kendini uyuşturdu. Zehrin vücuduma yayıldığını hissettim. Ellerime ulaştığında titretti. Sonra bacaklarıma ardından ayaklarıma ulaştı. Onları da titretti. Gözlerime kadar ulaştığında etraf karardı, sesler kesildi. En son beynime geldi zehir, aklımı kaybettim. KİTABIN HAKLARI TAMAMEN BANA AİTTİR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA ADLİ İŞLEM BAŞLATILACAKTIR!!!
All Rights Reserved
#491
mazoşist
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • LİNA
  • Balca
  • ÇİÇEK KIZ - GERÇEK AİLEM
  • Milli Tasarımcı // Yarı Texting
  • Söyle Bana Demonio
  • Derin(Gerçek ailem)❆
  • KİRAZ ÇİÇEĞİ MAHALLESİ
  • Acımasız Ağa(Tamamlandı✓)
  • Sirayet|Texting

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines