Yanız kalmak benim için bir cezamı yoksa bir mükafat mıydı? Korku ezeli bir rakip miydi ölüme? Bir sinek kuşunun kanat çırpışı kadar çabuk değişiyordu hayatımın sayfaları. Her çiğ damlasındaki merhamet, her sahildeki kum taneleri benim hayatımdaki acı kadardı. Yürüdüm önüm boştu...
Her insan 'Beni yalnız bırakın' dese de bu hiç bir zaman gerçekleşmemiştir. Yakamızda bir broş olarak taşıdığımız anılar, pişmanlıklar, korkular bizi asla bırakmaz...Hakkında pek çok şey görmüş, kimilerini yaşamış, kimilerini yaşatmıştım. Acı, doğurduğu nefretle ensemde soluğunu hissettirmişti. Ve çok şey öğretmişti Shakespeare'e göre bir ömür yakamızı bırakmaz, Adam Fawer'e göre hep bir sonuçla karşımızda durur, Charles Dickens'a göre acı hep cesaretle boy gösterir, Stephenie Meyer'a göre her acı sonunda mutluluğu hak eder...
Fakat bütün acılar kitaplarda olduğu kadar kolay mı yaşanır?
Bu da bir kitap ama bu kadar kolay yaşanacak mıydı?
Tek sorun onunla anlaşmalı evlilik yapacak kadını nereden bulacağıydı.
"Üniversiteden Firuze!" dedi yakın arkadaşı Mehmet. "Para avcısı Firuze." Hızla telefon rehberinde göz gezdirirken karşısındaki adam sırtını koltuğa yaslamış kahvesinden bir yudum içiyordu. "Sıfır risk. Yakana yapışmaz. Boşanmamak için direnmez. Parayı alır ve yapması gerekeni yapıp gözden kaybolur."
"Firuze mi?"
11.10.2025