GAM ÇİÇEĞİ

GAM ÇİÇEĞİ

  • WpView
    Reads 49,537
  • WpVote
    Votes 392
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Jun 16, 2021
Çocukluğum ailemden uzak geçti, aynı evde... Küçüktüm daha. Henüz hayatım hakkında kararlar veremeyecek bir yaştaydım. Çocuktum. 14 yaşında küçük bir çocuktum. Çocuklar savunmasızdır. Hayatta kalabilmek için hem maddi hem de manevi açıdan ailesine muhtaçtır. Bu yüzden insanların en karanlık ve kötü yanlarına çocukları maruz kalır. Kaldım. En kötülerine. Önce okuldan aldılar, sonra parmağıma yüzük taktılar. 16 yaşımda, kendimden 16 yaş büyük biri ile evlendirildim. O gün, ailemin gözündeki değerimi gördüm. Elleriyle parçaladıkları hayatımı avuçlarında gördüm. Bugün 26 yaşındayım. Tüm yaşanmışlıklar birikti omuzlarıma, büyüdüm. Bir elimde şimdiye dek akıttığım gözyaşlarım, bir elimde elma şekerim. Kocaman bir kadın oldum. Bir zamanlar çiçeksiz olan bahçem şimdilerde rengarenk gam çiçekleriyle dolu. Dertlerle ekilen, dertlerle sulanan, dertlerle büyüyen çiçek: gam çiçeği. Bu isim ile yazılmış ilk kurgudur. 15.06.2021
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Sessiz Yemin
  • Karven
  • Vatan Uğruna
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines