PROLOG
"Nechci ji v tomhle domě Jacku."
"Co chceš dělat?"
"Musí pryč. Nejsem dost silná na to, abych vychovala své dítě s vědomím, že ho nemůžu pořádně uživit." slyšela jsem jak se po této větě rozbrečela. Co to maminka s tatínkem říkají?
"Jak jí to chceš říct? Je ještě malá."
"Prostě ji tam vezmeme."
***
"Mami, a kam to jdeme?"
"Nikam broučku, nikam."
"Proč mi balíte všechny věci?"
"Protože tam teď nějakou dobu budeš."
"Dobře, budete mi chybět." řekla jsem, nacož jsem oba rodiče rozbrečela.
Hedefleri için gözünü karartmış olan Alin, bir yıl daha sınava çalışma kararı alır. Her şeyi bir kenara bırakmış, yalnızca derslerine odaklanmışken, kütüphanede tanıştığı bir adamla sınırlarını koruyacak mı yoksa yıkacak mıydı?
•
Arkamı döndüm ve apartmanın girişine doğru ilerledim. Kapıyı açmak için bir hamle yapacakken sesini duydum. "Alin!"
Omzumun üzerinde ona baktım. Dudaklarındaki o güzel kıvrılma görülmeye değerdi. "Sevgilim veya bir flörtüm olursa, bu yalnızca sen olursun."