Şifa
  • WpView
    Reads 44
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jun 19, 2021
Sunay ve Çağatay, aynı Türk- Şaman boyunda beraber büyümüşlerdir. Çağatay, kabilenin başına geçmek için yetiştirilmiştir ve tez canlı bir yapıya sahiptir. Sunay aslen yufka yürekli fakat bunu pek gösteremeyen, savaşçı bir kadındır. Çoğu zaman Çağatay'ın arkasını toplar. Çağatay'ın babası ölür ve Çağatay, boyun başına geçmeye hazırlanır. Boyun koruyucusu ilan edildikten birkaç saniye sonra gökyüzünden kan yağmaya başlar. Boyun baş şamanı olan Engin, bunun daha başlangıç olduğunu ve eğer bu lanetten kurtulmak istiyorlarsa, Batı'da olduğu söylenen şifaya erişmeleri gerektiğini söyler. Çağatay ve Sunay, şifayı bulmak için yola çıkarlar fakat şifa, bekledikleri gibi bir madde değil, adının Aurora olduğunu söyleyen bir kızdır! Fazla düşünmeden Auorora'ya evlenme teklifi eden Çağatay, boyun başına büyük bir bela açtığının farkında değildir. Aurora'nın asil şövalyesi Eliot ve Sunay, bu belayı savuşturmak için birlik olurlar fakat Eliot'un, Sunay'a âşık olması her şeyi karıştıracaktır.
All Rights Reserved
#113
tarihi
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Kanlı Lordun Gelini

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines