11 parts Ongoing Ben bir Açelya çiçeğiydim; yolunu kaybetmiş, köklerini bulamayan...
Kısa bir süre önce, doğru bildiklerim bir bir yıkıldı. Gerçek sandığım yalanlar, hayatımı bir tokat gibi yüzüme çarptı. "Aile" dediğim insanların ördüğü yalanlarla dolu bir dünyada, yıllarımı çürütmüş ve kendi benliğimi kaybetmiştim.
Sonra, karşıma o adam çıktı. Hem deliler gibi aşık olduğum hem de ölümüne nefret ettiğim o adam... Tehlikeli bir aşk şarabının sarhoş edici tadında mutluluğu bulacağımı sandım. Ama yanılmıştım.
Sert ve uzak görünen maskesinin ardında itaatkâr bir adam yatıyordu. Yıllar önce, hayatına bir fırtına gibi girmiş, onu kendime aşık etmiş, sonra hiç beklemediği bir anda çıkıp gitmiştim. Ama biliyordum, gün gelecek beni bulacaktı. Ve işte, o gün gelmişti.
O adamın ilk sorduğu soru;
Niye? Niye yaptın bana bunu?
Onun acılar içerisinde sorduğu bu soruya asla bir cevap veremedim.
Karşımda bulunan adam beni öylesine çok seviyordu ki, ona ihanet etmeme rağmen, beni affedebileceği bir sebep arıyordu.
Ben bir Açelya çiçeğiydim. Ayrılığı simgelerdim.
Ama onun için Visal'dim.
"Belki de beni içten içe affettiği için kavuşmak anlamına gelen bu adı takmıştı bana.
Bir gün ona sordum:
"Neden bana Visal adını koydun?"
Gözlerime bakarak, usulca fısıldadı:
"Çünkü sana kavuştum, Günışığım."
Visal, kavuşmayı simgelerdi.
Açelya ise ayrılığı...