Leyl-i Matem

Leyl-i Matem

  • WpView
    Reads 307
  • WpVote
    Votes 27
  • WpPart
    Parts 10
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jun 1, 2024
Elimdeki şişeyi birkaç defa daha sallayıp ağzıma götürdüm. İçeceğim yudumu bitiremeden elimden çekilen şişeyle zaten dengesi yerinde olmayan vücudum yere devrilmişti. Uykuya muhtaç olduğumdan durumumu bozmayıp iki elimi birleştirerek başımın altına bıraktım. Kendiliğinden kapanan gözlerimi zorlada olsa açıp karşımda oturmuş yüzüme dahi bakmayan silüete çevirdim. Elini burun kemerine götürüp iki parmağıyla sıktığında sinirli olduğunu anlamıştım. "Ne o, bana yüzünü göstermeye mi karar verdin?" Ses yoktu sadece hiddetli nefes alışverişleri... Ayağa kalkıp ayaklarımın ucuna yürüdü ve orada olduğunu bildiğim halde yeni fark ettiğim battaniyeyi alıp üzerime örttü. Üzerime baktıktan sonra ayağa kalkan adamı takip etti gözlerim bana sormadan. Başımı bıraktığım yerden biraz uzağa oturduğunda başımı ona çevirmeye çalışmıştım ama işe yaramamıştı. Başımın ağrısı çekilmeyecek derecedeydi fakat beynimdeki sesleri susturduğu için pekte umrumda değildi. Oturduğu yerden derin bir nefes alıp kendini belli ettirdiğinde ben de derin bir nefes aldım. Her ne kadar nefesim yarıda kesilip öksürüğe dönüşsede. O susmaya devam ederken ben konuşmaya başladım. "Senin yüzünden burada bu halde olduğumu biliyorsun değil mi?" Gözlerimden yuvarlanan damlalara aldırmadan devam ettim cevapsız kalan sorularıma. "Evet büyüdüm farkındayım ama içimdeki kız çocuğu hâlâ o günkü çocuk..." Ağlamam daha çok şiddetlenirken bacaklarımı biraz daha kendime çektim. "Elimde değil korkuyorum senin de beni onlar gibi terk edip gitmenden..." Hıçkırıklarım omuzlarımı sarsarken duyduklarımda beynimi sarsmış, yeni bir tilki dolaşmaya başlamıştı en ücra köşelerinde... "Aslında... gerçek yüzümü göstermeye karar verdim." Evet, bu İlk sorumun beynimde binlerce soruya yer açan cevabıydı... .......... Kitabımın tüm yasal
All Rights Reserved
#309
dert
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • KORKUT / bxb
  • Sirayet|Texting
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • Mafyaymısmıs
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines