We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
Aylardan On İki

Aylardan On İki

  • WpView
    Reads 67
  • WpVote
    Votes 18
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Feb 4, 2023
WpInfo
Fiction
Fantasy
Bir kehanet, birden fazla boyut, acımasız bir Otorite ve on üç tane genç. Her şey, aslında insanlığın var oluşundan önce başlıyordu. Zaman ilerledikçe Otorite daha da acımasızlaşıyordu. Halk, büyük bir umutla kehanetin gerçekleşmesini bekliyordu ama Otorite bunu engellemek için tüm yolları deniyordu. Çocukları saraya topluyor ve onlara ne yapıldığı kesinlikle bilinmiyordu. Bu duruma artık son vermek isteyen halk büyük bir darbe başlattı ancak kazanan Otorite oldu. O karanlık gün, tarihin tozlu sayfalarına karışırken nesilden nesile anlatıldı, önemine efsaneler, türküler söylendi ancak zamanla halkın kehanete olan inancı güçsüzleşirken Otorite daha da güçlendi. İnsanlar içlerindeki o küçük umut ışığını da kaybettiler ve karanlığa gömüldüler. Onları karanlıktan çıkarmalıydık. Peki bu, aşk, gizem, korku ve ihanet dolu serüvende bunu başarabilecek miydik?
All Rights Reserved
#7
boyut
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KIZIL GECE
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines