غلاف قصة Oduncu بقلم mrsmavili
Oduncu
  • WpView
    مقروء 1,879
  • WpVote
    صوت 726
  • WpPart
    فصول 22
  • WpView
    مقروء 1,879
  • WpVote
    صوت 726
  • WpPart
    فصول 22
مستمرّة، تم نشرها في أغسـ ٠٩, ٢٠٢١
Oduncu: önceden sevdiğin yada sevgilin oldu mu? 

Efsa: beni az çok tanıyorsun muhtemelen. olmadığını ve olmayacağını bilirsin. 

Oduncu: neden? Neden olmaz? 

Efsa: ben sevmeyi bilmiyorum ki 

Efsa: aynen gülmeyi bilmediğim gibi. 

Oduncu: sevmeyi beraber öğreneceğiz güzelim. 

Oduncu: gülüşüne gelince, 

Oduncu: onların sebebi olmaya geldim.
(Görüldü)

🐚🐚🐚

"Ya bıraksana be! Hem... hem senin benim yatağımda ne işin var sorabilir miyim?" Dedim sinirle. Daha doğrusu sinirli görünmeye çalışarak. Çünkü şuanda dudaklarıma bakan gözler birşeylere odaklanmamı engelliyordu. 

"Uykum geldi." 

"Sen de dedin gideyim şu efsanın yatağına yatayım da cinlerini tepesine mi çıkartayım dedin?!" Dedim hiddetle. 

"Hayır. Önüme bu kapı çıktı ben de girdim yattım." Dedi ciddiyetle. Alayla gülerek konuştum. 

"Aşağıda ki o kadar odaya ne oldu peki? Hem... hem kalksana ya altımdan!" Dedim sinirle. Aniden kahkaha atmasıyla donakaldım. Komik birşey mi söylemiştim? 

"Sen benim üstümde olduğuna göre senin kalkman gerekmiyor mu?" Dedi. Hala gülüyordu. 

"Bırakırsan kalkacağım!" İşte o an birşey farkettim. Barlas zaten beni çoktan bırakmış. 

Merhaba arkadaşlar ben yürüyen rezillik!




Can sıkıntısından yazılmış bir kitaptır. Zaman da kopukluklar olabilir. Ciddiye almayınız.
جميع الحقوق محفوظة
قم بالتسجيل كي تُضيف Oduncu إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
#12gençedebiyatı
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
AZE بقلم kelebekleroldu1
36 أجزاء مستمرّة
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.