Soğuk Sarılma

Soğuk Sarılma

  • WpView
    Reads 26
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Aug 31, 2021
Buz gibi olan iki bedenden bahsediyoruz değil mi? Fazla soğuk ateş hissi verir derler. Onlar fazla soğuklar, ve yanmayı bekliyorlar usulca. Ateşin bedenlerinde dolaşmasını diliyorlar. Gözlerini kapatıp hayal dünyalarında yaşıyorlar. Açtıklarında her şey yok oluyor ama, her gözlerini kapattıklarında biliyorlar ki; hayalleri tekrardan canlanacak. Peki ya sen, hayaller dünyasında yaşamak ister miydin? Yok olacağını bile bile. Hayal kırıklıklarıyla dolu olduğunu bile bile? İnsanoğlundan bahsediyoruz, acı çekmeyi sever çoğu. Sen de seven kısımdasın, hissediyorum. O zaman hadi acı çekmeye şimdiden başlayalım. Donalım, soğuk dolaşsın bedenimizde. Şiddetini arttırsın git gide. Isınmaya çalışalım, sanki biraz sonra soğuktan yanmayacakmışız gibi. Pişman olalım, soğuğun daha az acı verdiğini anladığımızda. Her hatadan sonra af dileyen ve tekrar aynı hataları yapan biziz. Arafta kaldık tam şu anda. 'Biri bizi buradan kurtarabilir mi?' çığlıklarımız birileri tarafından duyulmayı bekliyor. Hadi sen de sesini duyurmaya çalış bizim gibi. Kurtulalım artık bu cehennemden. Birileri yardım etsin bize. Bedenimizi saran karanlıklardan kurtarsın biri. Birilerinin biri kurtarmasına her şeyden daha çok ihtiyacımız var tam şu an.
All Rights Reserved
#345
cennet
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • Kanlı Lordun Gelini
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • FIRTINA ZAMANI

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines