Bilinmeyen, acı dolu sırlarla dolu bir geçmiş.
Geçmişin acılarını unutamayan iki genç.
Acılara dahil olan sevdalar.
"Küçük bir umut kırıntısı bile, hayal kurmak için yeterliydi Vuslat'a. Onun ellerinden koparılan hayatıyla birlikte, ruhu; toparlanmayacak kadar paramparça bir haldeydi. Etrafı ise onu kurtarmak için çabalayan insanlarla dolu olsa dahi, o düştüğü çukurun içerisine öylesine batmıştı ki, kurtulacağına dair hiçbir umudu yoktu."
Hırs, tutku ve sevda..
"İhanet. Bedenine kazınmış, aklından silinmeyen bir kelimeydi Yiğit'in. Ruhu nefretle, aklı öfkeyle, bedeni ise yaşatılanları yaşatmanın arzusuylaydı."
Hiçbirinin geçmişi güzelliklerle, mutluluklarla dolu değildi. Acıların, gözyaşlarının bolca döküldüğü bir geçmiş. Çocukluğu ellerinden çalınmış;
Vuslat, Karaca, Şule, Yazgı..
Kamber, Çağatay, Yiğit, Ulaç..
Onlar acıydı.
Onlar yaraydı.
Onlar hüzündü.