Egeli büyük ozan Homeros'un destanlarından İlyada bir olayın, Odysseia ise bir kişinin destanıdır. Çağdaş okurlar, İlyadadan daha sonra yaratıldığı anlaşılan Odysseiayı bir destandan çok çağdaş bir romana, bir filme benzetirler. Gerçekten de konusuyla romanı, kurgusuyla filmi andırır bu destan. Her iki destan, anlatım tekniği açısından da değişiktirler. Troya kentinin destanı olan İlyadada olaylar düz akışlı bir anlatımla sergilenirken, Odysseiada anılar, öyküler, geriye dönüşler, yer ve zaman atlamalarıyla, olay içinde olayların anlatıldığı çağdaş bir roman kurgusu görülür. İlyada, gerçek bir destandır; büyük bir olayın ve o olaya karışmış pek çok kişinin insanüstü güçlerle ilişkisini anlatır. Odysseia ise bir tek kişinin, kral Odysseus'un öyküsüdür. Troya Savaşı biteli on yıla yaklaştığı halde İthaka Kralı Odysseus, yurduna dönememiştir. Yıllardır bir adada tutukludur. Tanrılar sonunda yurduna dönmesine izin verirler. Odysseia destanı, Odysseus'un on iki gemisi ve yoldaşlarıyla yola çıkışıyla başlar, üç yıl denizlerde sürünüp bin bir tehlikeyi savuşturmasından sonra ve ancak yirmi yıl sonra yurduna ve karısına kavuşmasıyla biter. Odysseia, uygarlığımızın ilk ve belki de en ölümsüz romanıdır.
Yayınevi: Varlık Yayınevi
Çevirmen: Ahmet Cevat Emre
Basım Yılı: 1971
Üniversiteye başlamadan önce harika bir takımım vardı. Onların hepsiyle tekrar buluşmak için her zaman antreman yaptığımız küçük ama içinde çok büyük anılar biriktirdiğimiz o küçük parka. Beraber oynadığımız günleri özlemiştim. Aslında iletişimimizi kesmemiştik ama hepsinin işleri vardı buna bende dahilim. Uzun zaman sonra buluşmak için evden çıkacaktık. Evet çıkacaktık. Çünkü benim biricik kuzenim de benimle yaşıyordu. Burada benim yanımda çalışıyordu. Ailemin lokantasında çalışıyordum. Annem her seferinde babana benziyorsun diyordu. Bu beni bazen üzüyor genel olacakta gururlandırıyordu.