MEKTUBUNU HATIRLA

MEKTUBUNU HATIRLA

  • WpView
    Reads 1,834
  • WpVote
    Votes 218
  • WpPart
    Parts 16
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jun 4, 2023
WpInfo
Fiction
Romance
Çocukluğun hakkının verildiği, sokakların çocukların olduğu zamanlardaki beş çocukluk arkadaşının günümüze uzanan hikayesi. Nazlı, Filiz, Fırat, Tarık ve Ecem'den oluşan bu arkadaş grubu hayatın onları bambaşka yerlere sürükleyebileceğinden ve bir gün ayrılacaklarından habersizce günlerini sürdürürken gerçek yaşamı bilen, tozpembenin yanında grilerle siyahların olacağından emin olan Dilek ablalarının teşvikiyle on beş yıl sonraki kendilerine bir mektup yazarlar. Onlar kendilerine yazdıkları bu mektubu da bir gece aniden ortadan kaybolan Dilek ablalarını da çocukluklarını da hayat telaşıyla akıllarından çıkarmışken Dilek ablaları verdiği sözü tutmuş, aradan geçen on beş yılın sonunda her birinin mektuplarını göndermiştir. Mektuplarını hatırlayan bu gençler çocukluklarında belirledikleri buluşma mekanında tekrar bir araya gelirler. Bu buluşmanın sonunda onlara bu mektupları gönderen Dilek ablalarını aramaya karar verirler. Bu arayışta kendilerine aşk, vefa, dostluk, samimiyet ve sırlarda eşlik eder.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • Karven
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines