Kollarımı bırakması için ne kadar çırpınsamda o bırakmadı. Kollarına bakan ve bırakmadığı için sinirden dolan gözlerim sonunda onun gözlerini buldu, buldu ve tekrardan nefret ettim. Masalın katili oydu. Onu ölüme götüreceğini bile bile onu sevdi bu bir çeşit intihardı belki...
"Ya bırak! Konuşmak istemiyorum diyorum anlamıyor musun? BIRAKK SAL YAA!"
"Berna bir dinle beni lütfen bir kere, tüm yaz seni aramakla geçti günlerim. Uzun süre sonra tekrar görmüşüm ve benimle konuşmuyorsun. Ben dinlenmeyi hak ediyorum."
"SEN HİÇBİR ŞEYİ HAK ETMİYORSUN AYAZ! HERŞEYİ İSTEDİĞİN ZAMAN ELDE EDEBİLECEĞİNİ SANIYORSUN DİMİ, TAM BİR GERİZEKALISIN!"
"MASALDA BÖYLE SANDIĞI İÇİN BU RADDEYE GELDİK ZATEN!"
Dolu ve yorgun olan gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı o an. Ayazın ifadesi değişti ve kolumu bıraktı aniden.
"Berna ben öyle demek istemedim. Berna..."
"Gayette öyle demek istedin. Masalda öyle sandığı için bu raddeye geldiniz, onu sen öldürdün. Senden, senden okadar nefret ediyorum ki..."
Oradan uzaklaşmam lazımdı ama siyah topuklularım ayaklarımı acıttığı için ve birazda biranın etkisiyle doğru düzgün yürüyemiyordum bile. Ayazın yanında geçip gittim. Dar sokakta birde yağmur çiselemeye başlamıştı, Tam olmuştu. Ağlamanın tadı yağmurda sokakta yalnızken oluyordu. Çok canım yanıyor hala ama kafamı dağıtmam lazımdı, pek sanmıyorum...