Lider
  • WpView
    Reads 194
  • WpVote
    Votes 18
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Jul 18, 2022
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar hayata tutunmak için sebepler arayan bir kız varmış. Mutsuz, üzgün, kırgın. Kız tam her şey yoluna girdi derken, işler daha karmaşık bir hal almış. O kız benmişim... Ölüme koşan, kucağına atlamak için sabırsızlanan, insanlara küsen, babasından başka kimsesi olmayan o yalnız kız benmişim. 9 şubat 2027. Ankara *** üniversitesi. Saat 13:27 Ben 20 yaşında genç bir kızdım. Ölümle aynı nefesi solumak için fazla çocuktum. Azra Gonca Aras. Ne ölüme meydan okuyacak kadar güçlü olmayan, ne de kaçacak kadar cesur olmayan bir kurbanım. Ama ne derler bilirsiniz, 'Burada lider benim...', çünkü bunu sırtlayacak benden daha aptal kimse yok. Koskoca üniversite binasında her tarafta ölümün bekçileri dolaşırken, önce dört, sonra otuz kişiye liderlik etmeyi sırtlanacak daha aptal kimse yok. Ama her şeye rağmen, burada lider benim.
All Rights Reserved
#322
üniversite
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • ISSIZ ADA (+18)
  • LARA'M (+21)
  • Aile Sırları
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  •  ABİLERİM Mİ?
  • HER KİMSEN

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines