Story cover for Hide In The Shadows by pixelekilem
Hide In The Shadows
  • WpView
    Membaca 3
  • WpVote
    Vote 0
  • WpPart
    Bab 1
  • WpView
    Membaca 3
  • WpVote
    Vote 0
  • WpPart
    Bab 1
Bersambung, Awal publikasi Des 18, 2014
Yağmurlu bir sonbahar akşamıydı. Hava pusluydu, aynı zamanda kasvetliydi. Chandler Wilson kendisine gelen çağrı üzerine Gold Coast'a gitmek için yola çıkmıştı. O semti ve o tür evleri bilirdi, yine mücehver davası olduğuna yemin edebilirdi. Mücehver davalarında akla gelen ilk dedektiflerdendi. Hoş, yirmi yıllık dedektiflik hayatında çözmediği dava olmamıştı. İşini severdi fakat son zamanlarda zihnini yoklamıyor değildi. Sıkılmıştı. Biraz düşündü. Kendine bu davanın son olacağına ve yıllardır biriktirdiği parayla bungalov satın alacağına dair her davaya giderken olduğu gibi milyonuncu kez söz verdi. Nihayet adresin verildiği siteye yaklaştığında, siren seslerini duydu. Polis arabaları villanın girişine gelişigüzel park edilmişti. Evi inceledi. Evet, kesinlikle mücehver davası olacaktı.

Arabasını, polisinkilerin yanına park etti ve içinden çıktı. Fötr şapkasını düzeltti, gözlüklerini çıkararak  Monica Moore'un mükemmel villasına ilerledi. 

Bayan Moore  siyah saçlı, mavi gözlü, orta boylu, çekici bir kadındı. Eşi birkaç sene önce ölmüştü ve Avustralya'nın en zengin işadamlarından biriydi. 22 yaşında bir oğlu vardı. Monica olay sırasında evdeydi. Ambulansın gelmesi de yaralanma olduğunun açıkça belirtisiydi.

Chandler kalabalığa yararak yürüdü ve Monica Hanım'ın yanına kadar geldi. Bayan Moore nöbet geçirmişti ve vücudunda darp izleri vardı. Ayrıca alnında yara izleri olduğu da hırsızla karşılaştığı anlamına geliyordu.

Bay Wilson gerçekten dikkatli ve pratikti.

Ambulansta gerekli ön müdahaleler yapıldıktan sonra tam teşhis için hastahaneye götürüldü.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
Daftar untuk menambahkan Hide In The Shadows ke perpustakaan kamu dan menerima pembaruan
atau
Panduan Muatan
anda mungkin juga menyukai
YARALASAR(Kitap Oldu) oleh Maral_Atmc6
56 bab Bersambung
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  oleh ozanakbabaxz
75 bab Bersambung
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
anda mungkin juga menyukai
Slide 1 of 10
YARALASAR(Kitap Oldu) cover
Cansız Manken (+18) cover
ÂFİTAP cover
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
5. seviye cover
Yalanlarin Ötesinde cover
Zorbanın Bedeninde cover
Sessiz Saplantı cover
KARANLIK ADAMIN LÂL GELİNİ cover
Katilin Çizgisi | bxbxb cover

YARALASAR(Kitap Oldu)

56 bab Bersambung

"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.