Hasıroğlu Ailesi

Hasıroğlu Ailesi

  • WpView
    Reads 74
  • WpVote
    Votes 7
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Oct 2, 2021
İstanbul Üsküdar'da yaşayan Züleyha ve Adem çiftinin iki oğlu olur; Akif Hasıroğlu ve Erdinç Hasıroğlu. Akif Bey hayatını Nalan Hanım ile birleştirmeye karar verir ve bu evlilikten Sema, Emre, Betül, Derya ve Ali adında beş çocuk dünyaya gelir. Erdinç Bey ise hayatını Melahat Hanım ile birleştirmeye karar verir ve bu evlilikten Aslı, Elif, Egemen ve Barış adında dört çocuk dünyaya gelir. Her insan kendi başına bir hikayedir. On beş ana karakterli bu kitapla aslında on beş farklı hikayeye tanıklık etmiş olacaksınız. İstanbul'u ve güzel ülkemizin diğer şehirlerini sokak sokak gezeceksiniz. Kitabı okurken kendinizden bir parça bulacaksınız ve kitabın içinde yaşayacaksınız. Ana karakterlerle muhabbet edeceksiniz. Herkese keyifli okumalar dilerim. *Bu hikayede bulunan tüm karakterler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür. Gerçekle hiçbir alakası yoktur.*
All Rights Reserved
#528
duygusal
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Halısaha |texting
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines