Story cover for MARTAVAL  by zehra_yeteruzumcu
MARTAVAL
  • WpView
    reads 283
  • WpVote
    Stemmen 103
  • WpPart
    Delen 5
  • WpView
    reads 283
  • WpVote
    Stemmen 103
  • WpPart
    Delen 5
Lopende, voor het eerst gepubliceerd okt. 11, 2021
Bir yalanın kaç rengi olur? 

Beyaz bazen masumiyetimi gizlediğim temizlik.
Siyah ruhumdan sızan hazzın kokusu.
Kırmızı en sevdiğim renk.
Mavi bazı hayalleri oraya asıp sallandırdığım gökyüzümdü.
Sarı kaçtığım gölgelerin içinde sığındığım tek aydınlık nokta.
Yeşil onlara görmek istediklerini yansıttığım yansımam.
Pembe dudaklarımdaki gülümsememin tonu.
Kahverengi ise saçlarıma verdiğim isim fakat göremedikleri tarafımdı.

Hangi rengim eksik? Bütün boyalarımı kullanırken dikkat et sende boyanma.


____________________&________________________________



Gördüğün, gördüklerimle hiç bir zaman eş değer olmadı. 
Sen gören bir kör bense seni yönlendiren kişi. 
Şimdi dön arkanı say benimle birlikte. 
Sakın bozma oyunumu. Unutma oyun bozulursa kazanan ben, kaybeden sen. Saymayı bitirdiğinde bak önüne. 
Gördün mü beni? 
Neredeyim peki ?
 Şimdi saklanan ben, ebe sen.  
Yerini kolla, her şey tersine dönebilir.  Bir bakmışsın olmuşum ben ebe sen sobe. Sağın da mıyım? 
Yoksa sol mu? 
Ya da dur! Belki de tam  arkandayımdır?
Bir ... İki... Üç ... Sobe !


#MARTAVAL
Alle rechten voorbehouden
Meld je aan om MARTAVAL aan je bibliotheek toe te voegen en updates te ontvangen
of
#770gerçek
Inhoudsrichtlijnen
Je bent misschien ook geïnteresseerd in
YARALASAR(Kitap Oldu) door Maral_Atmc6
56 delen Lopende
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  door ozanakbabaxz
53 delen Lopende
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
Je bent misschien ook geïnteresseerd in
Slide 1 of 10
5. seviye cover
Mardin'de Bir Sır cover
Hata cover
ÂFİTAP cover
YARALASAR(Kitap Oldu) cover
CÜDA VİSALİ / GERÇEK AİLEM  cover
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
Cansız Manken (+18) cover
𝐀𝐍𝐊𝐀 𝐊𝐔𝐒̧𝐔 𝐃𝐄𝐒𝐓𝐀𝐍𝐈  cover
SOYADINDA ZİNCİR cover

5. seviye

39 delen Lopende

" BU BİR AJAN KİTABIDIR" "intikam! intikam istiyorum..! Benden alınan he şeyi ,yıllardır dağ taş demeden aradığım annemin mezarını!" dedim bağırarak. " Sana neden inanayım? " " Bana inanmana ihtiyacım yok! Onu bana kendi ellerinle getireceksin!" Desteğiniz benim için en büyük motivasyon sizden isteğim yorum ve yıldızlarınızı eksik etmeyin iyi okumalar❤️❤️