Geleceğin çanları çaldı, mürekkep yazmaya başladı.
Siyah beyaza damladı, renkler ağladı. Geçmişin sessiz çığlıkları hançere bulaştı,
Hançer yılan oldu, yılan içeri sızdı.
Geçmiş ağladı.
Yılan süzülerek girdi dört odacıklı yere,
Kan ağladı.
Bıraktı zehrini,
Damar kanadı.
Tüm kana bulaşan zehir yayıldı,
Her yere bulaştı.
Gelecek güldü.
Zehir zihine sızdı,
Kalp teslim oldu.
Geçmiş enkaz oldu, gelecek kuruldu.
Karanlık fısıldadı; 'kalbine ihanet et, kendini kurtar.'
Alin fısıldadı; 'kalbini dinle bana ihanet et.'
.
Hukuk öğrencisi Ceyla'nın kısa süreliğine çalıştığı motel de cinayet işlenir. Bunun şokunu henüz atlatamamışken, dönem sonu ödevi ise bu cinayeti çözmektir. Davayı çözmek için bir süreliğine beraber çalışacağı Cinayet Büro ile katilin peşine düşerler. Fakat fark ettikleri korkunç şey ise, katilin seri katil olduğudur.
Geçmişinin geleceğe yansıyan görüntüsü, onu çıkmaza sokmaya çalışırken, hem okumak hemde bir seri katil ile baş etmek onun için oldukça zordur. Başarılı bir Savcı olmak isteyen Ceylayı, geçmişinden itibaren bugününe ve yarınına kadar bir sürü şey sınar.
HİKAYE KİTAP OLACAĞI İÇİN YAYINDAN KALDIRILDI.
Kadın acıya inanıyordu. İnsan dünyaya acıyla geliyordu ve acıyla göçüp gidiyordu. Bir annenin acı dolu feryadının ardından dünyaya gelen bebek hayatı boyunca değişik acılar ve sevinçler yaşayarak acı dolu bir nefes bırakıp göçüp gidiyordu dünyadan.
Zamanla acının dünyada yaşanması zorunlu olan bir his olduğunu kabullendi. Bunu kabullendikten sonra acının iyileştirici gücü olduğunu keşfetti. Bir yaraya tuz bastığında canının yandığını ama ardından hemen kabuk bağladığını öğrendi. Kadın için acı ihtiyaçtı. İyileşmek için, unutmak için ödenmesi gereken küçücük bir bedeldi ve adam acıtmaya gönüllüydü.
''Canın yandıkça var olduğunu hisseder, var olduğunu hissettikçe güçlenirsin.''
09.07.2017 Tarihinde yayımlanmaya başlamıştır.