Story cover for ELIYS (+18) by nursenturanli
ELIYS (+18)
  • WpView
    OKUNANLAR 199,790
  • WpVote
    Oylar 11,831
  • WpPart
    Bölümler 58
  • WpView
    OKUNANLAR 199,790
  • WpVote
    Oylar 11,831
  • WpPart
    Bölümler 58
Devam ediyor, İlk yayınlanma Ara 09, 2021
Asırların içerisinde daha kaç kez öldürecekti kendisini? Kaç yüzyıl daha acı çekecekti? Bir yandan ölesiye nefret ettiği, öte yandan da, yüzyıllarca ondan başkasını sevemeyeceği tek adam uğruna... 

İmrenerek baktığı tüm o görkemli hayatın, aslında tek ve gerçek varisi o olduğunu nereden bilebilirdi. İçinde taşımakta olduğu yegane savaşçı prensesin kim olduğunu biliyormuy du? Tüm bunlarla yüzleşmeye hazır mıydı? Süre başlamıştı. Ya Esin olarak süregelen bir kaderle yine  ölecekti, ya da ELIYS'A dönüşüp dirilecekti. 

***
"O gün en mutlu olduğum andı. Nereden bilebilirdim aşkla yüzüğünü parmağıma taktığım bu adamın, birgün en büyük düşmanımın yine o olabileceğini..." 

***
"Ben Elıys, ete kemiğe yeniden bürünen lanetli ruh. Ben Elıys, her çağın prensesi. Ben Elıys, zamanın ötesinden arta kalan emanetleri getiren. Herşeyi yeniden başlatıyorum. Uyanın ey İblisler, diz çökün karşımda. Kaldırın kadehlerinizi, sizi boğulana dek kana doyuracağım..."
Tüm hakları saklıdır
İçindekiler
Eklemek için kaydolun ELIYS (+18) kütüphanenize ekleyin ve güncellemeleri alın
veya
#58heyecan
İçerik Rehberi
Ayrıca sevebilecekleriniz
irmmmaaakk tarafından yazılmış Çiçekçi (Tefeci Kurgusu) adlı hikaye
28 bölüm Devam ediyor
Genç kız annesini ve babasını kaybettikten sonra onlardan kalan çiçekçi dükkânını işletmeye başlar. Bir gün müşterilerinin fazla olması yüzünden dükkânı geç kapatır. Yolda ilerlerken eve daha erken gitmek istediği için kısa yolu tercih eder. Ve orada iki adamın, yan komşusu olan adamı kaçırmaya çalıştıklarını görür. Nereden bilebilirdi ki sırf bu yüzden tüm dünyasının değişeceğini? ... Daha fazla bazı şeyleri incelemeden masanın arkasında duran adama döndüm. odanın yarısı camdan oluşuyordu ve o da elindeki viski bardağıyla sırtı bize dönük camın ardındakileri izliyordu. Baya haybetli duruyordu. Sırtı oldukça genişti. Bir an, çok kısa bir an o sırtı çıplak bir şekilde hayal ettim ve ettiğim gibide aklımdan attım bu düşünceyi. Beni bu düşüncelerden koparan Hakan oldu. "Kuzgun, sana bir misafir getirdim." "Volkan iti mi?" diyen kalın sesle nefesimi götümden aldım çok kısa bir an. "Hayır. Onun mekanında misafir ettiği bir çocuk." dedi Hakan. Şu iki günde herkes için çocuk olup çıkmıştım. Bu kadar mı küçük duruyordum sahi? Adam, yani Kuzgun ağır ağır arkasını dönünce tükürüğüm boğazımda kaldı. Hiçte nazik olmayacak şekilde öksürürken utançtan yüzlerine bakamayıp arkamı döndüm. Avucumu dudaklarıma bastırıp öksürüğümü durdurmaya çalıştım ama inatmış gibi durmadı. Panikle kalbime vurdum durması için. Öksürüğümle kalbimin ne alakası olduğunu sormayın, bende bilmiyorum. Hakan yine hızır gibi yetişti. Bana dönerek eliyle sırtıma vurdu. Ama nasıl vurma. Öksürüğüm durdu ama sırtımın acısı daha çok yaktı canımı. Dudaklarımı bir birine bastırdım inlememek için. Ama öksürüğüm durmasına rağmen hala inatla bir kez daha vurunca kafamı çevirip ters bir bakış attım. Sessiz olmaya çalışarak "Ne yaptığını sanıyorsun sen?! Sırtım yerinden çıktı! O nasıl vurma
ozanakbabaxz tarafından yazılmış 𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  adlı hikaye
78 bölüm Devam ediyor
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
Ayrıca sevebilecekleriniz
Slide 1 of 10
Çiçekçi (Tefeci Kurgusu) cover
Kar çiçeği cover
5. seviye cover
SOYADINDA ZİNCİR cover
Zorbanın Bedeninde cover
11 GÜN cover
YAMAÇTA'Kİ EKİN cover
KARANLIK ADAMIN LÂL GELİNİ cover
ÂFİTAP cover
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover

Çiçekçi (Tefeci Kurgusu)

28 bölüm Devam ediyor

Genç kız annesini ve babasını kaybettikten sonra onlardan kalan çiçekçi dükkânını işletmeye başlar. Bir gün müşterilerinin fazla olması yüzünden dükkânı geç kapatır. Yolda ilerlerken eve daha erken gitmek istediği için kısa yolu tercih eder. Ve orada iki adamın, yan komşusu olan adamı kaçırmaya çalıştıklarını görür. Nereden bilebilirdi ki sırf bu yüzden tüm dünyasının değişeceğini? ... Daha fazla bazı şeyleri incelemeden masanın arkasında duran adama döndüm. odanın yarısı camdan oluşuyordu ve o da elindeki viski bardağıyla sırtı bize dönük camın ardındakileri izliyordu. Baya haybetli duruyordu. Sırtı oldukça genişti. Bir an, çok kısa bir an o sırtı çıplak bir şekilde hayal ettim ve ettiğim gibide aklımdan attım bu düşünceyi. Beni bu düşüncelerden koparan Hakan oldu. "Kuzgun, sana bir misafir getirdim." "Volkan iti mi?" diyen kalın sesle nefesimi götümden aldım çok kısa bir an. "Hayır. Onun mekanında misafir ettiği bir çocuk." dedi Hakan. Şu iki günde herkes için çocuk olup çıkmıştım. Bu kadar mı küçük duruyordum sahi? Adam, yani Kuzgun ağır ağır arkasını dönünce tükürüğüm boğazımda kaldı. Hiçte nazik olmayacak şekilde öksürürken utançtan yüzlerine bakamayıp arkamı döndüm. Avucumu dudaklarıma bastırıp öksürüğümü durdurmaya çalıştım ama inatmış gibi durmadı. Panikle kalbime vurdum durması için. Öksürüğümle kalbimin ne alakası olduğunu sormayın, bende bilmiyorum. Hakan yine hızır gibi yetişti. Bana dönerek eliyle sırtıma vurdu. Ama nasıl vurma. Öksürüğüm durdu ama sırtımın acısı daha çok yaktı canımı. Dudaklarımı bir birine bastırdım inlememek için. Ama öksürüğüm durmasına rağmen hala inatla bir kez daha vurunca kafamı çevirip ters bir bakış attım. Sessiz olmaya çalışarak "Ne yaptığını sanıyorsun sen?! Sırtım yerinden çıktı! O nasıl vurma