Asırların içerisinde daha kaç kez öldürecekti kendisini? Kaç yüzyıl daha acı çekecekti? Bir yandan ölesiye nefret ettiği, öte yandan da, yüzyıllarca ondan başkasını sevemeyeceği tek adam uğruna...
İmrenerek baktığı tüm o görkemli hayatın, aslında tek ve gerçek varisi o olduğunu nereden bilebilirdi. İçinde taşımakta olduğu yegane savaşçı prensesin kim olduğunu biliyormuy du? Tüm bunlarla yüzleşmeye hazır mıydı? Süre başlamıştı. Ya Esin olarak süregelen bir kaderle yine ölecekti, ya da ELIYS'A dönüşüp dirilecekti.
***
"O gün en mutlu olduğum andı. Nereden bilebilirdim aşkla yüzüğünü parmağıma taktığım bu adamın, birgün en büyük düşmanımın yine o olabileceğini..."
***
"Ben Elıys, ete kemiğe yeniden bürünen lanetli ruh. Ben Elıys, her çağın prensesi. Ben Elıys, zamanın ötesinden arta kalan emanetleri getiren. Herşeyi yeniden başlatıyorum. Uyanın ey İblisler, diz çökün karşımda. Kaldırın kadehlerinizi, sizi boğulana dek kana doyuracağım..."
"Bu avına âşık olan bir avcının skandalı değil... Hâkeza sen aslanın pençesine düşmüş zarif bir ceylan değilsin; kurdun inine düşmüş bir kuzu da değilsin." diye fısıldadığında, sıcak nefesi sus çizgime çarptı. Kül kokan parmaklarının tersi şakaklarımdan aşağıya doğru yavaşça sürtünüp, kirpiklerime takılmış uzun perçemlerimin bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Sen sürüsü olmayan bir kar leoparısın, ben de seni yamacında saklayan uçurum."
•
•
•
*Kurgunun bütün hakları bana aittir! En ufak bir çalıntı durumunda, gerekli işlemler başlatılacaktır.