Asırların içerisinde daha kaç kez öldürecekti kendisini? Kaç yüzyıl daha acı çekecekti? Bir yandan ölesiye nefret ettiği, öte yandan da, yüzyıllarca ondan başkasını sevemeyeceği tek adam uğruna...
İmrenerek baktığı tüm o görkemli hayatın, aslında tek ve gerçek varisi o olduğunu nereden bilebilirdi. İçinde taşımakta olduğu yegane savaşçı prensesin kim olduğunu biliyormuy du? Tüm bunlarla yüzleşmeye hazır mıydı? Süre başlamıştı. Ya Esin olarak süregelen bir kaderle yine ölecekti, ya da ELIYS'A dönüşüp dirilecekti.
***
"O gün en mutlu olduğum andı. Nereden bilebilirdim aşkla yüzüğünü parmağıma taktığım bu adamın, birgün en büyük düşmanımın yine o olabileceğini..."
***
"Ben Elıys, ete kemiğe yeniden bürünen lanetli ruh. Ben Elıys, her çağın prensesi. Ben Elıys, zamanın ötesinden arta kalan emanetleri getiren. Herşeyi yeniden başlatıyorum. Uyanın ey İblisler, diz çökün karşımda. Kaldırın kadehlerinizi, sizi boğulana dek kana doyuracağım..."
Görme engelli ve dilsiz bir genç kız. Hayatı normal akışında giderken, hayatına giren adamla nekadar karışabilirdi ki?
Geçmişi ve bu günü karanlık bir adam. Annesinin zoruyla kendine varis istediği için varisini doğuracak, anla şmalı evlilik yapacak, bir kadın arar. Hayatı zor, karanlık ve düşmanları olan bir adam. Bu iki insanın yolları kesişirse en fazla ne olabilir.
Yaş farkı vardır..
+18 içerik, şiddet içeren sahneler olacaktır.
Hikaye şahsıma aittir.Herhangi bir mecrada çalınıp paylaşıldığı takdirde, yasal işlem başlatılacaktır.