Nilay, aydınlık görünen dünyasında karanlıklar taşıyan biriydi.
Ulaş ise sahte aydınlıklardan hiç hoşlanmazdı.
Nilay'ın karanlığına adım attığında,
orada kendinden bir parça buldu.
Karanlıklarının tonu aynıydı.
Bu karanlıktan birbirlerini zorla çıkarmayacaklardı.
Çünkü ikisi de bilirdi:
Siyaha bir kez bulaşan, kendi istemeden parlayamazdı.
Bu yüzden birbirlerinin canavarlarıyla yan yana oturacaklardı.
Kakofoniyi bölmeden, sessizce.
Ta ki o gürültü, birbirlerinin seslerinde kaybolana kadar.
"Sana bir söz verdim, gitmeyeceğim. Ve lütfen sen de beni kovma...çünkü...sen o kullandığın haplara, bense sana Bağımlı'yım Nilay. Ben bu bedenin içinde ruhumu kaybettim ve kendimi sende buldum. Ben seni kaybedeceğim, kendimi kaybedeceğim. Elini uzat bana, beraber kazanalım bu savaşı. Benim yorgun güzelim, lütfen beni bir başıma bırakma..."
All Rights Reserved