HAZNEDAR GELİNİ +18
Mihri hıçkırarak geri çekildi. "Bana bunu nasıl yaparsın Ateş? Ben seni. Ben seni her şeyden çok sevmişken."
Ateş arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü. "Senin sevdan senin imtihanınmış Mihri. Benimki de Reyyan. Bu odada iki yabancıyız artık. Sen Haznedar gelinisin, ama asla benim sevdalım olmayacaksın."
Mihri hızla ileri atılıp Ateşin önüne geçti. Elleriyle adamın göğsüne sert yumruklar indirmeye başladı "Gitme! Gitme, gitme, hesap vermeden gitme!" diye bağırdı Mihri. "Neden evlendin o zaman benimle? Neden? Madem başkasını seviyordun, neden ümit verdin bana!"
Ateş olduğu yerde heykel gibi durdu, Mihrinin vuruşlarına engel olmadı. Mihri durmadı, yumrukları yavaşladığında elleri Ateşin gömleğine asıldı. "Neden ümit verdin bana Ateş? Yüzüme gülerken hiç mi acımadın? Neden kabul ettin bu nikahı?"
Ateş, derin bir nefes aldı. Gözlerini kapatıp başını geriye attı. "Seninle evlendim çünkü Reyyanı unutmak istedim Mihri!"
Mihri duyduklarıyla sarsıldı, elleri Ateşin göğsünden halsizce iki yanına düştü. "Ne?"
"Duydun işte!" dedi Ateş. "Kardeşimle el ele gördüğüm kadını kalbimden söküp atarım sandım. Yanımda sen olursan, senin bitmek bilmeyen neşenle belki ben de iyileşirim dedim. Seni kendime yara bandı ederim sandım."
Mihri acı bir gülüşle yüzüne baktı. "Yara bandı mı? Kendi acını dindirmek için benim hayatımı ateşe atmışsın."
"Öyle oldu" dedi Ateş, gözlerini açıp doğrudan Mihrinin yaşlı gözlerine bakarak. "Ama olmadı işte. Bu kapıdan içeri girdiğim an anladım. Sana dokunsam, günahı boynuma kalacaktı."
Mihri başını iki yana salladı. "Yazıklar olsun. Ben sen beni bir kez olsun sev diye her gün dua ederken, sen beni unutmak istediğin kadının yerine koymuşsun."
Ateş, kapının kolunu tuttu. "Dua etmeyi bırak Mihri. Bu konakta sadece iki yabancıyız. Sen benim soyadımı taşıyacaksın, hepsi bu."