Kızlar, bir adama yürüyecekseniz önce o adamın kulaklarının bizimkinden biraz daha iyi çalışıp çalışmadığını kesinlikle kontrol edin. Hayatımın rezilliğini yaşadım, bari size ibret olsun. İtalyan şarap bağlarından, tıkır tıkır lüks hayatından kopup gelmiş o cool adama ilk baktığımda, kafamda kurduğum cümleleri içimden geçiriyorum sanıyordum. Hani... "Bu ne böyle?" "Oha, meteor mu?" "Taş mı bu?" "Cennetten mi düştün?" Falan. İç sesim kendi içinde bağıra çağıra devam ederken dışarıdan gayet sakin, kendi halinde bir kız gibi göründüğümü sanıyordum. Meğer iç sesim değilmiş. Bayağı bildiğin yüksek sesle konuşuyormuşum. Adam da her şeyi duymuş tabii. O an yüzüne yerleşen kahkaha, gülmemek için kendini zor tutuşu, başını hafifçe çevirişi... Benim de gerçeği anladığım o birkaç saniyelik dehşet... Gerçekten hayatımın en başarılı tiyatro performanslarından biriydi. Üstelik rezillik bununla da bitmedi. Aylar önce yaptığım o utanç verici hareket, dönüp dolaşıp yine karşıma çıkmasın mı? Leonardo yüzüme baka baka: "Sizin iç seslerinizde bir problem var sanırım. İlk tanıştığımızda da duymadığımı zannedip bana yürümüştün." DEMEZ Mİ? Yerin dibine girmek yetmedi. Üstüne beton döktüler. Şimdi siz düşünün... Bir tarafta Konyalı, deli dolu, ağzından çıkanı bazen kendi bile duymayan Rüveyda. Diğer tarafta İtalya'dan çıkıp İstanbul'a gelmiş, coolluğuyla insanın sinirlerini bozan Leonardo Mancini. İki farklı hayat. İki farklı kültür. İki farklı dünya. Ve nedense yolları aynı yerde kesişiyor. Ben bu İtalyan'ı kendime nasıl âşık ettim? Daha önemlisi... Bu kadar rezillikten sonra hâlâ bana nasıl âşık oldu? Onu da gelin birlikte öğrenelim. Rüveyda & Leonardo'nun bol kahkahalı, bol rezillikli ve biraz da romantik hikâyesi. ☕️🇮🇹🤎
More details