Gazeteci Derin Karaca, hayatı boyunca sıradanlıktan kaçtı. Haber peşinde koşarken her köşeyi kurcaladı, her karanlığa bir ışık tuttu. Ancak bir gece, başkalarının hayatlarını anlatan satırların arkasına gizlenmiş olan kendi hikâyesiyle karşılaştı. Ve bu sefer, başrolde kendisi vardı.
Bir uçak yolculuğunda yolu sert ve kuralları olan Başkomiser Bora Demir'le kesiştiğinde bunun sadece tesadüf olduğunu düşündü. Ta ki evine gelen, üstünde parçalanmış bir beden eskizi olan ilk puzzle parçasına kadar...
Şimdi Derin, adım adım çözülmesi gereken bir oyunun içine çekilmiş durumda. Fail karanlıkta saklanıyor, izlerini yalnızca zekâsıyla bırakıyor. Ve her parça, bir sonraki cinayetin habercisi olabilir.
Bora'nın sert kuralları, Derin'in sınır tanımayan merakıyla çarpışırken; ikisi de hem hayatta kalmaya hem de birbirlerine güvenmeye çalışıyor.
Gazeteciliğin kelimeleriyle polisiyenin kuralları çarpışıyor. Her doğru, yeni bir yalanı doğururken; bu oyunda hayatta kalmanın tek yolu, gerçeği önce bulmak... sonra anlatmak.
"Ne yapıyorsun lan sen"
"Ne yapıyormuşum, sevgilimi kucağıma aldım sadece"
"Evet, hemde bütün adamların önünde, bilmem farkında mısın ama benim bir karizmam var ve sen şu an karizma mı çiziyorsun"
"Oyy sen büyüdün de karizmamı yaptın"
"Balamir" diye bağırdım
"Tamam gülüm sustum"
Mardin'in küçük ağası ve İstanbul'un kralının hikayesi