Gerçek aşk...
Bu kavramın düşüncesi bile insanı bu dünyadan koparıp başka bir dünyada yaşamayı hisettiriyor...
Vücudunun karıncalanması,
nefes alamaman,
onsuz yaşayamam hissi...
asla vazgeçmeyeceğim, seni bırakmam
gibi kavramlar ve hisler gelir akla...
Aşk hakkında bilgim yoktu
içimden olabilir dedim.
Fakat anladıktan sonra dedim ki kendime,
çok büyük bir yanılgı içindesin...
Bunun için aşkı yaşamak hemde
yaşatmak gerekir derdi
Oğuz Atay...
Ustama sordum ve dedim ki aşk nasıl bir şey...
Karşıma geçti,
gözleri dolmuş bir şekilde
bana baktı ve dedi ki;
Oğlum aşk bir küldür,
ateşin külü...
Eğer bu ateşi tutabiliyorsan;
Yaşıyorsun demektir.
Fakat sönmüş bir halde külleri kaldıysa;
Dönülemez bir ızdırabın içindesin,
Hatıralar seni acı bir ölüme
mahkum ediyor demektir.
Yutkunmuştum...
İşte tam olarak bu hikayemiz aşkın ve umutsuzluğun gerçek hikayesidir.
Birbirinden tamamen farklı
insanların hikayesi...
Sıradışı arkadaşlar ve aileler.
Bir türlü bitmek bilmeyen olaylar...
Hayata karşı tamamıyla güvensiz bu iki ana karakterimiz herkese karşı tek başına savaşmak zorunda kalmıştır.
Onları kimse anlayamaz,
Kimse bariyer oluşturup koruyamaz...
Yalnızlık,onların vücut bulmuş halidir.
Yine de hayata gururlu ve iyimser bakan bu iki ana karakterimizi hayatta başka neler bekliyor olabilir ?
All Rights Reserved