غلاف قصة Vostok بقلم herculessavinien
Vostok
  • WpView
    مقروء 12
  • WpVote
    صوت 1
  • WpPart
    فصول 2
  • WpView
    مقروء 12
  • WpVote
    صوت 1
  • WpPart
    فصول 2
مستمرّة، تم نشرها في فبر ١٤, ٢٠٢٢
Bu huzursuz bir adamın hikayesidir. Kendisini, ne olmuş, nasıl olmuşsa, beyhude çabalar içeren bir döngünün bedbaht bir ferdi olarak bulmuş; uçurumla yüzleştikçe, bir çeşit psikoz hali içerisinde, uçurumun kendisine dönüşen bir adamın hikayesi. Çağına karşı girdiği meçhul, eşit olmayan savaşta ruhu yara almış bir kimse. Yalnızca işkenceyi uzattığını düşündüğü umuttan sıyrılmış, umut onu terk ettiğinde ise aşk yalnızca bir illüzyon, bir ukde halini almış hayatında. Kimseler onun çağında kitleler halinde erdemsiz, kişiler halinde ise vasat ve yoksun onun derinliğinden. Bu vaziyette o, aramızda zaman geçirmekte olan azap içerisinde bir ruh, bir karaltı, bir gölge, modern çağın şövalyesi olarak o, sanatın özverili bir düellocusu. Mekanikleşmeyen hislere, hayallere, uğruna feda edilecek ruhunun savaşına, Akhilleus'un Truva'sı gibi, bir arayış içerisinde. Bu huzursuz bir adamın hikayesidir; çağına karşı, aforozlular gibi yalnız, yılmayan fakat yenilmiş bir adamın hikayesidir bu.
جميع الحقوق محفوظة
قم بالتسجيل كي تُضيف Vostok إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
#436ne
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
AZE بقلم kelebekleroldu1
40 أجزاء مستمرّة
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.